Avrupa, geçen hafta ufak çaplı bir “göçmen kriziyle” sarsıldı. Perşembe ve Cuma günleri Fas sınırındaki küçük bir İspanyol toprağı olan Ceuta’ya, Fas’tan yaklaşık 60 bine yakın göçmen girdi. Bunlardan en az 48 bini sosyal medyadaki vaatlerin asılsız çıkması, barınma ve gıda gibi temel ihtiyaçların karşılanamaması ve Avrupa ana karasına geçiş imkânının bulunmaması nedeniyle geri döndü.
Dünya Bankası’nın çalışmasına göre, dünyada 2050 yılına kadar 216 milyon kişinin su ve gıda kıtlıkları ve aşırı hava olayları yüzünden göç etmek zorunda kalabileceği belirtiliyor.
Mülteci tanımı içinde “iklim göçmenleri” hala resmi olarak yer almıyor, ancak iklim krizi kaynaklı göçlerin önümüzdeki 20-25 yıla damgasını vuracağı düşünülüyor. Peki, bu nasıl olacak?
Küresel ısınma nedeniyle dünyanın belli bölgelerinde kuraklık ve çölleşmenin tarımı bitireceği düşünülüyor. Aynı şekilde eriyen buzullar sebebiyle deniz seviyesinin yükselmesinin ve aşırı hava olayları gibi çevresel baskıların, su ve gıda kıtlığının, milyonlarca insanı yerinden etmesi bekleniyor. Bundan en çok etkilenecek yerlerin ise Sahra altı Afrika, Asya ve Latin Amerika olacağı belirtiliyor.
Bu da şu anlama geliyor: Buralardan göçmek zorunda kalan milyonlarca kişi kuzeye, yani Avrupa ülkeleri ve ABD’ye doğru gidecekler. Ve hayatta kalmak için göç eden bu kitleleri hiç bir duvar ya da çit durduramayacak.