Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, ‘Avrupa Günü’ resepsiyonuna mesaj yolladı: “Adil bir toplumsal ve siyasi düzen kurulmadan, kalıcı barışa ulaşmak mümkün değildir.”

‘Avrupa Günü’ resepsiyonu Beşiktaş’ta Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Thomas Ossowski ev sahipliğinde yapıldı.
5-7 Mayıs’ta kongresini topladığını açıklayan PKK, 12 Mayıs’ta da silah bırakma ve fesih kararı aldığını duyurmuştu. Açıklamada “PKK; kaynağını Lozan Antlaşması ve 1924 Anayasası’ndan alan Kürt inkâr ve imha siyasetine karşı, halkımızın özgürlük hareketi olarak tarih sahnesine çıktı” denmişti.
İmamoğlu’nun resepsiyona yolladığı mesajın gündeminde bu süreç vardı.
İmamoğlu mesajında şu uyarıyı yaptı: “Silahların susması, tek başına barış anlamına gelmez. Ateşkeslerin arkasında sosyal adalet, onurlu bir yaşam ve demokratik bir düzen olmazsa; temel haklar ve özgürlükler güvence altına alınmaz, eşit yurttaşlık ve toplumsal katılım sağlanmazsa, silahlar bir gün daha da yüksek sesle dönebilir.”
Mesajda Lozan Anlaşması’yla ilgiliyse “Türkiye’nin büyük bir diplomatik zaferidir ve her yurttaşımız bu zaferle haklı bir gurur duyar, duymalıdır” dedi.
İmamoğlu’nun İBB Başkan Vekili Nuri Aslan tarafından paylaşılan mesajı şöyle:
* Geçen yıl birlikte ev sahipliği yaptığımız Avrupa Günü’nün tersine, bugün fiziksel olarak aranızda olamıyorum. Ancak bizleri buluşturan demokratik değerlere olan ortak inancımıza verdiğim güçlü desteği ifade etmek adına, bu özel günde sizlere bir mesaj yollamak istedim.
‘Demokratik gerilemeler sadece temel hak ve özgürlükleri hedef almıyor’
* İstanbul, Avrupa’nın kültürel başkentlerinden biri olarak, iki kıtayı birleştiren eşsiz konumuyla, tarih boyunca olduğu gibi, bugün de Avrupa’nın çoğulcu ve açık toplum vizyonunun önemli bir simgesidir. Bizi üç kere seçen halkın iradesi sayesinde 2019’da göreve gelen sosyal demokrat belediyemiz, bu vizyonu katılımcı ve kapsayıcı bir yerel yönetim anlayışıyla, yorulmadan hayata geçirmeye kararlıdır.
* Bugün dünyanın ve Avrupa’nın pek çok bölgesinde yaşanan demokratik gerilemeler, sadece temel hak ve özgürlükleri hedef almıyor; uluslararası ilişkilerin de zeminini sarsıyor. Otoriterleşme dalgası, demokratik kurumları zayıflatmakla kalmıyor; ortak değerleri ve hak temelli uluslararası düzeni de erozyona uğratıyor.
* Popülist liderler, kendi politik gündemlerine uğruna, hemen hiçbir şeyi manipüle etmekten kaçınmıyorlar. Ukrayna ve Gazze’de yaşanan büyük kayıplar, acı ve yıkımın ardından barış girişimlerinin yeniden başladığına tanıklık ediyoruz.
‘Demokratik bir düzen olmazsa; silahlar bir gün daha da yüksek sesle dönebilir’
* Türkiye’de ise, ülkemizin en sancılı meselelerinden biriyle ilgili önemli bir gelişme yaşandı. Haftanın başında terör örgütü PKK silah bıraktığını ve kendini lağvettiğini açıkladı. Ancak unutmayalım ki; silahların susması, tek başına barış anlamına gelmez. Ateşkeslerin arkasında sosyal adalet, onurlu bir yaşam ve demokratik bir düzen olmazsa; temel haklar ve özgürlükler güvence altına alınmaz, eşit yurttaşlık ve toplumsal katılım sağlanmazsa, silahlar bir gün daha da yüksek sesle dönebilir. Adil bir toplumsal ve siyasi düzen kurulmadan, kalıcı barışa ulaşmak mümkün değildir.
* Dolayısıyla, bu çerçevede kilit bir noktayı vurgulamak isterim: Kürt meselesi konusunda hayati öneme sahip bir süreç; iktidarın yapmak istediği gibi az sayıdaki siyasetçinin kapalı kapılar ardında yürüteceği görüşmelerle yönetilemez. Günü kurtarmayı amaçlayan, kısa vadeli ve dar siyasi hesaplarla ve sorunun bölgesel boyutu gözardı edilerek, sonuca ulaşılamaz.
‘Lozan, Türkiye’nin diplomatik zaferidir, her yurttaşımız bu zaferle gurur duyar, duymalıdır’
* Bu vesileyle Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu metinlerinden birini oluşturan Lozan Anlaşması’na da değinmek istiyorum. Demokratik cumhuriyetimizin temeli olan Lozan’da, Türkiye’nin içinde her yurttaşın başı dik, onurlu ve özgür bir biçimde, kendi kimliğiyle yaşayabileceği dünyaya ilan edilmiştir. Lozan Konferansı, aynı zamanda savaştan yeni çıkmış ve barışı öncelemiş Türkiye’nin büyük bir diplomatik zaferidir ve her yurttaşımız bu zaferle haklı bir gurur duyar, duymalıdır.
* Şunun altını çizmeliyim ki; Türkiye için her zaman öncelik; ‘yurtta ve dünyada barış’ ilkesidir. Bu ilke cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün bize mirasıdır. Lozan Antlaşması da işte Avrupa ile eşitlik, bağımsızlık ve barışa dayanan ilişkilerin başlangıç noktasıdır. İstanbul’da da 100 yılı aşan bu demokrasi mirasını ve kapsayıcılığı koruyan politikalar izledik.
‘Halkımız bu siyasi operasyona sessiz kalmadı’
* Yıllardır yürüttüğümüz yerel yönetim anlayışı halkı dışlamayan, ötekileştirmeyen, kapsayıcı yönetişime, yönetmeye dayalı bir vizyon sundu. Biz bu vizyonu hayata geçirdikçe, Türkiye’ye yaymaya çabaladıkça, üzerimizdeki baskılar arttı. Biliyorsunuz ki 19 Mart sabahı evim, yüzlerce polis tarafından kuşatıldı. Siyasi güdümlü, hukuki mesnetten yoksun suçlamalarla tutuklandım. Belediyemiz abluka altına, çalışma arkadaşlarım gözaltına alındı. Ancak halkımız, bu siyasi operasyon karşısında sessiz kalmadı.
* Üniversite öğrencilerinden kadınlara, gençlerden emeklilere milyonlarca insan, tüm engellemelere karşı demokratik protesto hakkını kullandı. Bu konuda açıklamalar yapan, dayanışma gösteren Avrupalı liderlere, parlamento üyelerine ve özellikle belediye başkanı dostlarıma teşekkür ediyorum. Avrupa Birliği ile Türkiye ilişkileri günübirlik çıkarlarla değil, uzun vadeli bir vizyonla şekillenmelidir.
AB mesajı
* Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz Türkiye’nin yerinin demokratik, çoğulcu, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne saygılı ülkelerin arasında olduğuna inanıyoruz. AB ile ilişkilerin sadece teknik alanlarda değil, değerler ve ilkeler temelinde ve kurumsal düzeyde yeniden inşa edilmesi gerektiğini savunuyoruz.
* Demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne bağlı bir Türkiye, Avrupa’nın güvenliği ve ortak geleceği için vazgeçilmezdir. Bu ilişkinin göç-güvenlik-mali destek üçgeni arasına sıkışması ya da bazı üye ülkelerin iç gündemlerine tutsak olması, her iki tarafa da zarar verir.
* Avrupa Gününüzü kutlar, katılımınız için teşekkür ederim.