İmamoğlu: İBB'de neler oluyor da bu panik yaşanıyor?

‘Millet ittifakı’nın İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu, AKP’li İstanbul büyükşehir belediyesinde ‘bildiklerinin on katı, yüz katı bir şeyler olduğunu’ söyledi. İmamoğlu ayrıca, geçen pazar günkü televizyon tartışmasında AKP adayı Binali Yıldırım’ın ‘çay daveti’nin bile kendi fikri olmadığının kamera arkasından anlaşıldığını belirtti.

İmamoğlu, Sarıyer’de soruları yanıtladı. Fotoğraflar: CHP

Cuma namazını Sarıyer Rumelikavağı’ndaki Ulu Camii’nde kıldıktan sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Ordu valisine hakaret iddiasıyla ilgili kurduğu “Ceza süresi uzarsa başkanlığı düşer, tıpkı benim gibi” sözlerine şöyle yanıt verdi: “Seçime iki gün kala Ekrem İmamoğlu’nu tehdit edecekler. Ortada hiçbir suç duyurusu yok, mahkeme yok. Şimdiden suçu tanımlayacaklar. ‘Görevden men’i tanımlayacaklar. Ne oluyor bu İstanbul’da? Anlıyorsunuz değil mi meselenin ne kadar büyük olduğunu? Herkesin anlamasını istiyorum. Mesele ‘Ekrem İmamoğlu hakaret etti etmedi’ meselesi değil. Her gün şapkadan tavşan çıkarmaları, tehdit etmeleri. İmamoğlu’nu tehdit edecekler. Sayın Yıldırım güzel demişti geçen hafta, o vazgeçer ama ben vazgeçmem: Vız gelir tırıs gider. Millet var arkamızda. Hem de milyonlarca millet var arkamızda. Öyle tehdit mehdit ne bizi yorar ne de zihnimizin içinde yer bulur.”

‘Feryat figan atılan taklaların sebebi, tespit ettiklerimizin on katı, yüz katı bir şeyler olması’

İmamoğlu, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın mektubunda HDP’ye yaptığı çağrının nasıl değerlendirdiği sorusunu da şöyle yanıtladı: “Benim değerlendirdiğim açı başka. İki gün sonra seçime gidiyoruz. Yapılan manevralara, atılan taklalara benim aklım ermiyor. Yani, asimetrik taklalar vardır. Jimnastikte farklı taklalar vardır. Artık ben taklalara yorum bile yapamıyorum. İcat olunmamış taklalar yapıyorlar. İstanbul yerel seçimine gidiyoruz, demokrasi mücadelesi de veriyoruz. Benim esas sorgulamak istediğim, ne var bu İstanbul’da? Ne var bu İstanbul’da ya? Biz biliyoruz bazı şeyleri ama bunun on katı, yüz katı bir şeyler var. Bizim baya tespitimiz var da acaba tespit edemediğimiz daha neler var? Neden endişe duyuyorlar da böyle mucizevi taklalar atıyorlar Türkiye’nin gündemini alabora etmek adına? Milletin aklıyla oynayamazlar. Biz, İstanbul’da ne olduğunu çözeceğiz. Bu kadar feryat figan atılan taklalara, yapılan manevralara, tavşandan kuş çıkarmalara sebep olanın ne olduğunu İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne gelir gelmez çözeceğiz. Milletimizle paylaşacağız. Bizim de aklımız ermiyor. Ama bulacağız. Beni ilgilendiren tarafı bu. Kimin ne dediği bile birbirine karıştı. Kendi içlerinde bile…”

Öcalan’ın çağrısının oylarında bir düşme yol açıp açmayacağı sorusuna da İmamoğlu, şöyle yanıt verdi: “Ben onu bilmem de, 24 Haziran’dan sonra birilerinin tansiyonun düşeceği kesin. 24 Haziran’dan sonra İBB’de neler olduğunu anlattığımda o bir avuç insanın tansiyonu baya düşecek onu görüyorum. Geleceğiz 24’ünde ve o bir avuç insanın tansiyonunu düşüreceğim.”

‘Çaya davet fikri Binali Yıldırım’a ait değil’

CHP adayına, geçen pazar akşamı yapılan ortak yayın sırasında yaşananların kamera arkası görüntülerini izleyip izlemediği ve olanlara canlı şahit olup olmadığı soruldu. İmamoğlu soruyu şöyle yanıtladı: “Gördüm. Gözümün ucuyla görünce şaşırdım da. Benim karşımda da Murat (Ongun) arkadaşım duruyordu. Bazen, ‘Başkanım biraz gülümseyin’ gibi ifadelerde bulunuyordu. Bu da gayet doğal ama bir ara sağ tarafımda birinin hararetle kağıt kaldırıp indirdiğini gördüm. Son dakikalardı. Şimdi söyleyelim o zaman. Son 10-15 saniyeydi. Baktım ki, ‘Çaya davet’ yazıyor. Yani çaya davet fikri de Sayın Yıldırım’ın fikri değildi. O nedenle, meydanlarda ısrarla, ‘Bizi davet edin’ dememe rağmen, davet gelmedi. Herhalde o afişi kaldıranın davetiydi. Danışmanının fikriyse onunla bile çay içerim. Ben bunları söylemek, konuşmak istemem. Birçok şey konuşuldu, edildi siyasi temsilciler arasında. Biz hiç o alana girmedik. Baştan, ‘Vız gelir tırıs gider’ diyen rakibimizin şimdi yaptığı asimetrik taklalar, hiç hayatında yapmadığı işleri yapmaları da beni şaşırtıyor. Keşke herkes, ne olduysa öyle görünse. Neysek oyuz. Özümüz neyse, sözümüz de o olsa keşke.”

‘İBB tesisleri bakanlığa neden devrediliyor?’

İmamoğlu, İBB’nin 35 milyon TL’ye ihale ettiği Bakırköy-Ataköy Uluslararası Gençlik Merkezi inşaatının, seçime günler kala Gençlik ve Spor Müdürlüğü’ne devrine ilişkin protokol hazırlanmasına ilişkin soruyu da şöyle yanıtladı: “Arkadaşım dün bana da bilgi verdi. Biz, bilerek bunu meydanlarda söylemedik. Şunun için söylemedik: Bu bir oy mevzusu değil ama benim 24 Haziran’dan sonra üzerinde duracağım bir mevzu. Çünkü ben 24’ünde göreve geleceğim. Vali Bey’e defalarca çağrı yapıyorum. Böyle acizlik olmaz. Bugün bile İBB’nin zabıtaları sağda solda afiş kesiyor. Ya Vali Bey, İstanbul’un valisi, sizden istirham ediyorum, bizim yerimize orada vekalet ediyorsunuz. Vekalet etmenizin tek bir sebebi var: Hukuksuz karar. Bu süreçte bari siz ortada durun ya. Bu işlere girmeyin. Önünüze geldi diye imzalamayın. Bu iş, şehrin iradesidir. Siz, şu anda vekalet ediyorsunuz. Kaldı 1-2 gün. Ne aceleniz var? Pazartesi seçilen imzalar. Devlet adamlığına yakışan bir uygulama değildir. Hukuki olarak gelir gelmez bakacağız. Bakanlığa devrediyorsun. Neyi? Kimin malını? Partizanlık mı yapıyorsunuz? Ben o Spor Bakanlığı’nın nasıl partizanlık yaptığını yaşamış bir belediye başkanıyım. Beyllikdüzü Belediyesine ait bir spor salonunu devretmemek için attığı taklaları, Spor Bakanı’nı ziyaret ederek anlattım. O dönemde sayın başbakanı da ziyaret ettim. Kimdi Sayın Başbakan? Sayın Binali Yıldırım’dı. ‘Haklısınız’ dedi ama tek bir hamle yapamadı ondan sonra. Aynen bakanın sözü de şu o dönemde, ‘Şu partili belediyeye vermeyin kardeşim’. Bura parti ülkesi mi? Bura Türkiye Cumhuriyeti. Seçilmiş ya da atanmış bakanlar görevini yapacak. Ben dahil, herkes haddini bilecek devlet adına. Vali Bey, imzasının kıymetini ve sınırını bilsin. Pazartesi-Salı geleceğiz. Hukuki olup olmadığına bakacağız. Gerekirse dava açma hakkımızı kullanacağız.”

İmamoğlu, Sarıyer mitinginde.

‘Aklı kıt adamlar’

CHP adayı, Sarıyer’de yaptığı mitingde de şunları söyledi: “Şimdi de sözüm ona bu kardeşinizi hapse atmakla, ‘Görev yapamaz’ diye birkaç gündür tehdit ediyorlar. Size bir lafı, rakibimin bir sözünü hatırlatıyorum. O dedi ama iki gün sonra unuttu. Ben, arkasına milletini almış, milli iradeye inanmış biri olarak, onlara söylüyorum: ‘Sizin tehditleriniz vız gelir tırıs gider’. Ben onlara neden cevap vereyim ki? 23 Haziran’da tüm enerjimizle sandığa gideceğiz, 24’ünde de tam gaz hizmet yapacağız. Şimdi ben TV’ye çıkanlara bakıyorum, biri çıkmış türkü söylüyor, ‘Gidiyorum’ diye bir türkü söylüyor. Buradan, ‘Güle güle’ diyelim. Yolu açık olsun. Verdiğim karardan mutluyum. İBB ile organik bağı olanlar, İBB’ye iş yapanlar, İBB’yle bir takım ilişkileri olanlar, her gün basın kuruluşlarında bir yandan devletin kurum ve kişileri beni hedef alıyor. En son diploma işini ortaya attılar. Rahmetli dedemin mezarına bile gittiler röportaj yapmaya. Aklı kıt adamlar. Üniversite diplomamı ‘şaibeli’ diye yazıyorlar. Sabah bana bu konuyla ilgili soru sordular. Ben de dedim ki, ‘Benim en azından var olan üniversite diplomamla ilgili şaibe var diyorlar’. Birçok yerden çağrı yaptım. Devletin bürokrasisi, savcısı, hakimi, kaymakamı, valisi, memuru, öğretmeni … Buradan söylüyorum: Kişiye hizmet etmeyin, devlete hizmet edin. Ben, özgür ve özgün iradesiyle burada duran bir kardeşinizim. Şükrü Başkan da öyle. Biz, başkanlar olarak, tek bir yerden, milletimizden talimat alırız. Demokrasi ve sosyal devlet anlayışımızda, ahlaklı siyaset anlayışımızda birilerine tabi olmak yoktur. Milletimize tabiyiz biz. Birilerine tabi olanların birçoğu yurt dışında. Milletine, devletine tabi olanlar bu vatanın içerisinde. Biz, her zaman bu yolda yürüyeceğiz.”

‘Tatilden dönmüş mü sandığa gitmiş mi…’

İmamoğlu daha sonra Eyüpsultan’da akşam üstü miting yaptı. Mitinge CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da katıldı.

İmamoğlu Eyüpsultan mitinginde şunları söyledi: “Güzel insanlar, derin bir felsefenin, derin bir şehrin, binlerce yıllık tarihin göbeğindeyiz. Bu şehir kolay var olmadı. Bu şehrin maneviyatı, bu şehrin inançları, bu şehrin insanları, biriktirdikleri kolay var olmadı. İşte bu ahlakla bu şehri yöneteceğiz. Tarihine olan sorumluluğu ile geleceğine doğasına, suyuna olan sorumluluğumuzla yöneteceğiz. Kaldı önümüzde sadece bir gün. Yarın son gün, herkes çevresinde kim varsa, çevresindeki insanları arayıp tatilden dönmüş mü, sandığa gitmiş mi kontrol edecek.”

Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu, Eyüpsultan’da konuştu. Fotoğraf: DHA

Kılıçdaroğlu ise şöyle konuştu: “Hakkı, hukuku ve adaleti bu ülkeye getirinceye kadar her zaman her ortamda, her türlü mücadeleyi yapacağız. Beraber ayın 23 ‘ünde bir destan yazacağız. Bizim yazacağımız destan sadece İstanbul’u değil, sadece Türkiye’yi değil, tüm dünyayı temelinden sarsacak. Çünkü biz demokrasi istiyoruz. Çünkü biz hak istiyoruz, çünkü biz hukuk istiyoruz, çünkü biz adalet istiyoruz. Geçen seçimlerde Ekrem başkana oy vermeyen veya sandığa gitmeyen bir kişiyi bulacaksınız.”

Binali Yıldırım’dan çay daveti: Pazar geçsin

Yıldırım, İmamoğlu’nun ‘çay daveti’ ile ilgili sözlerine Twitter’dan “Pazar geçsin, nerede isterse çayımız içeriz” yanıtını verdi.