HDP ve DBP’li belediyelerdeki memur ve işçilerin önemli bir bölümünün KCK ve PKK’yle ilişkilendirilmesi ve “teröre destek veren memurlar”la ilgili olarak Davutoğlu Hükümeti tarafından yayımlanan genelge dikkate alındığında, “belediyelere kayyım başkanlar” atanması bir başlangıç olacaktır.
Böylece Erdoğan-AKP yönetiminin, bölgede, belediye başkanlarından başlayan ama belediye işçileri ve sağlıkçılar, eğitimciler başta olmak üzere memurlar içinde de yeni (AKP il ve ilçe örgütlerinin de içinde olacağı) bir AKP kadrolaşması yapacağını söylemek için kahin olmaya gerek yok.
Erdoğan-AKP yönetiminin bu girişimini püskürtecek olan güç ise bölge halkının, iradesini tanımayan bu uygulamayı reddetmesi; Türkiye’nin aydınlarının, demokratlarının, ilerici güçlerinin bu anti demokratik, halk iradesini tanımayan uygulamalara karşı tutum almayı başarmasıyla oluşabilir.
Çünkü, “teröre karşı mücadele” bahanesi arkasında atılacak bu adım, sadece bölge illerindeki yerel yönetimleri ve kamu emekçilerini hizaya getirme amaçlı bir adım değil, Erdoğan-AKP yönetiminin “tek parti tek lider rejimi” için girişimlerinin en önemli adımıdır. Ve Erdoğan-AKP yönetiminin amaçladıkları rejimin ete kemiğe bürünmesi için de çok ciddi bir adım olacaktır.