2024 seçiminde İstanbul’da büyükşehirin ardından ilçe belediyelerinde de çoğunluk ana muhalefet partisine geçti. CHP’li ilçe belediyelerinin sayısı 14’ten 26’ya çıkarken AK Parti’nin belediyeleri 24’ten 13’e düştü.
26’ya 13 oranı iktidar partisinin en büyük kalesi olan bir şehir için alarm seviyesi kabul edilerek, “Nerede yanlış yaptık” diye bir sorgulamaya ve yeniden toparlanma çabasına vesile olmalıydı. Siyasi aklın gereği buydu. Ama bu yapılmadı.
Bunun yerine “silkeleme” sürecinde gerçekleşen yargı operasyonları, görevden uzaklaştırmalar ve siyasi transferler sonucunda AK Parti şu anda İstanbul’un 19, CHP ise 18 ilçeyi yönetiyor.
Yani iki rakipten biri 13’ten 19’a çıktı, diğeri 26’dan 18’e düştü.
Yalnızca CHP’den değil, hemen hemen bütün muhalefet partilerinden çok sayıda belediye başkanı iktidar partisine transfer oldu.
Sandıkta kaybedilen üstünlüğün sandık dışı yollarla geri alınması, gelecek seçimlerde seçmen davranışını nasıl etkiler?
AK Parti yöneticilerinin yerinde olsam bunu bir düşünürdüm…
Elbette muhalefet partilerinin yönetim kadrolarının da durup düşünmeleri gereken bir konu bu. Mesela, muhalefet partileri adına aday olup muhalif seçmenin oylarıyla göreve gelen belediye başkanları veya milletvekilleri nasıl bu kadar kolayca iktidar partisine geçiyor?