Türkiye yüz yıldır işte böyle bir mücadele veriyor. Son üç yılda direndiklerimiz bu yüzyılın küçük bir parçası. Ama unutmayın, bizim o yüzyılımız henüz bitmedi. O parantez kapanmadı, o hesaplar bitmedi. Bugün terör üzerinden, bölgesel çevreleme operasyonları üzerinden karşı karşıya olduğumuz şey işte bu yüzyılın büyük hesaplaşması içinde bir hesaptır.
Rehavete kapılmak, “tamam bu iş” diyerek rahatlamak, mevzileri terkedip ganimet peşine düşmek bizi yıkıma götürecek bir atalettir.
Siyasi alanda, ekonomik alanda, medya alanında, kültürel alanda, sadece Türkiye için bile değil, bütün kültür/tarih havzamız için yeni şeyler, zenginlikler üretmek için seferberlik zamanıdır. Daha geniş dayanışma hattı oluşturma, daha kuşatıcı ve kaynaştırıcı olma zamanı.
Neden mi? Haritayı yine onlar mı çizsin?
Çünkü Türkiye, içeriden işgal ediliyor. Çünkü Suriye savaşı bölgeselleşiyor. Çünkü Rusya ile kriz Kırgızistan’dan Kafkaslara, Doğu Akdeniz’den Basra Körfezi’ne genişliyor. Kimlik eksenli bölünme bütün coğrafyayı rehin alıyor. Yeni harita taslakları çiziliyor, yeni bir bölge şekilleniyor. Bugün gördüğünüz devletlerden bir kısmı on yıl sonra haritada olmayacak. Yeni devletler, şehir devletçikleri, mikro yönetimler, garnizonlar ortaya çıkacak.