Hıncal Uluç: Vay be, bu ne Emek'miş meğer; o süslemeler, tertemiz olunca ortaya çıkmış

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Kapıdan girdiğinizde kesif küf kokan, sıraları arasında fareler dolaşan, kulisi olmadığı için, film göstermekten başka bir işe yaramayan ve bir daracık sokakta tek başına olduğu için günümüz sinema seyircisine de artık hitap etmez hale gelip çağdışı kalan Emek Sineması’na her gittiğimde nasıl üzülürdüm..

Özel izin alıp, içeri girdim.. Boşken iyice göreyim, diye.. Vay be!.. Bu ne Emek’miş meğer.. O süslemeler, tertemiz olunca ortaya çıkmış.. Salon balkon.. Kırmızı koltuklar, localar.. Yanımdaki bizim ailenin saraylısı kız kardeşim Serpil, “Kendimi Londra’da zannettim” dedi.. “Şu balkonun ucu da Kraliçe’nin locası..”

Daha ne diyeyim, anlatmak için…

Hıncal Uluç’un yazısı