
KEMAL GÖKTAŞ
kemalgoktas@diken.com.tr
@kemalgoktas
Geride bıraktığımız kampanya dönemi 2011 yılından bu yana ayrımcı söylemin en fazla kullanıldığı kampanya dönemi olarak kayda geçti.
Eşit Haklar İzleme Derneği’nin koordinatör sivil toplum örgütü olduğu Bağımsız Seçim İzleme Platformu’nun hazırladığı rapor, seçim sürecinin resmi başlangıç tarihi 1 Ocak 2019’dan 27 Mart 2019’a kadar geçen yaklaşık üç aylık sürede medya taramaları, bilgi edinme başvuruları ve Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararlarının analiz edilmesiyle hazırlandı.
Raporda şu saptamalar dikkat çekiyor: Nefret söylemi zirveyi gördü, medya iktidara çalıştı, en çok engellenen parti HDP.
“Demokratik standartlar ve hukuk devleti normları bakımdan OHAL sonrasında hiçbir gelişme yaşanmamış, basın ve ifade özgürlüğüne ilişkin sorunların devam ettiği gözlemlenmiştir. Siyasetin dili ise etik ilkeler ve değerlerin dışında, hayatın her alanında toplumsal kutuplaşmanın izlerini arttırır biçimde şekillenmiştir” denen raporda yer alan tespitler özetle şöyle:
Yasalar standartlara aykırı
Mevzuatta uluslararası standartlarla uyuşmayan birçok hüküm bulunmaktadır. Seçmen kütüklerinin oluşturulmasında sığınma evlerinde yaşayan kadınların ve evsiz yurttaşların oy kullanma hakkının ortadan kaldırılması, ayırt etme yetisi dahi ölçülmeden zihinsel engelli seçmenlerin seçme hakkının yok sayılması, alternatif oy kullanma yöntemlerinin bulunmaması, valiliklere tanınan yetkiler, seçimlerin bağımsız gözleme açık olmaması bu uyumsuzluklardan bazılarıdır.
YSK kararları ayrımcılık üretiyor
YSK, il ve ilçe seçim kurullarının tüm kararlarının Resmi Gazete veya YSK web sitesinde yayınlanmaması nedeniyle erişilebilir olmadıkları vurgulanmalıdır. İncelenen YSK kararlarından bir kısmının hak ihlali ya da ayrımcılık oluşturduğu kanaatine ulaşılmıştır.
Eşit Haklar İzleme Derneği’nin evsizlerin oy kullanmalarını sağlayacak bir düzenleme yapılması talebi YSK’ca reddedilmiştir.
YSK önceki kararlarının aksine, daha önce ceza infaz kurumunun bulunduğu yer seçmen kütüğünde kayıtlı olmayan tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülerin oy kullanamayacaklarına karar vermiştir (Cezaevlerindeki 1884 kadın, 43 bin 168 erkek seçmen büyük ölçüde oy kullanamayacak).
YSK tarafından 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri’nde Türkçe bilmeyen seçmenlere yönelik alınan “tercüman vasıtasıyla oy verme işleminin açıklaması” kararı ile kazanılmış olan hak 31 Mart 2019 yerel seçimleri için YSK tarafından yayınlanan genelgelerde yer almamıştır.
Seçmen kütüklerindeki sorunlar
Hemen hemen bütün partiler, seçmen kütüklerinde ‘hayali seçmen’lerin bulunduğu ve çeşitli il/ilçelere seçmen kaydırmalarının olduğu iddiaları gündeme getirilmiştir. Sorunun temel olarak çözülüp çözülmediği muallaklığını korumaktadır.
‘Kaybedilen seçmenler’ de partiler tarafından gündeme getirilmiştir. 24 Haziran seçimlerinde seçmen listelerinde yer alan 923 bin 796 seçmenin, 31 Mart seçimlerine ilişkin YSK’nın açıkladığı seçmen listesinde yer almadığı iddia edilmiştir. YSK, beyan edilen yerleşim yerinde oturmadığı tespit edilen toplam 91 bin 93 seçmenin kaydının dondurulduğunu belirtmiştir.
Kadın ve engelli adaylar
Büyükşehir, il/ilçe ve beldelerde partilerin gösterdiği 8.257 belediye başkan adayının sadece 652’si kadındır. Engelli bireyler ve diğer dezavantajlı gruplar ilgili yeterli veriye ise ulaşılamamıştır. Elde edebildiğimiz verilere göre belediye başkan adayları arasında sadece 1 engelli aday bulunmaktadır.
Sandık taşıma kararları
Ulaşılabilen YSK kararları üzerinden elde edilen veriye göre Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinden 11’inde sandık taşıma, 5 ilde sandık birleştirme ve 1 ilde sandık ayırma kararları alınmıştır. Taşınan ve birleştirilen sandıklara ilişkin seçmenlere nasıl bir bilgilendirme yapıldığı ise muğlaktır. Gerek ilgili Kanun maddesinde gerekse de uygulamada seçmenlerin nasıl bilgilendirileceğine ilişkin ayrıntılar yer almamakta ve kararlara haberler haricinde ulaşmak neredeyse imkânsızdır.
Nefret söylemi zirve yaptı
31 Mart seçimleri kampanya dönemi, 2011 yılından beri izlediğimiz seçimler içinde ayrımcı söylemin en fazla kullanıldığı kampanya dönemi olarak öne çıkmaktadır.
Çeşitli medya organlarının adayların veya liderlerin kullandığı nefret söylemlerini manşetlerine taşıyarak ya da aynı söylemi yaptıkları haberlerde kullanarak ayrıştırıcı dili tekrar ürettikleri görülmektedir.
Seçim sürecinde Ateizm, Zerdüştlük, dinsizlik hakaret olarak kullanılmıştır. Çeşitli medya organlarının nefret söylemlerini manşetlerine taşıyarak ya da haberlerde kullanarak ayrıştırıcı dili tekrar ürettikleri görülmektedir. ‘Zillet Partisi’, ‘Kirli İttifak’, ‘PKK’nın siyasi uzantısı HDP’liler’, ‘Kandil’in CHP ile kirli işbirliği’ ifadeleri bir haber dili olarak kullanılmıştır.
Bazı medya organları tarafından yapılan haberlerde istihbarat arşivlerine dayanan bilgiler doğrultusunda CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi listelerinden belediye meclis üyeliklerine aday gösterilmiş 325 kişiye ait fotoğraflar ve TC kimlik numaraları açık bir şekilde paylaşılarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ndeki ‘özel yaşama ve aile yaşamına saygı hakkı’ ihlal edilmiştir.
Medya iktidara çalıştı

Uluslararası Şeffaflık Derneği’nin raporlarına göre şubat ayında TRT 1 ana haber bültenlerinde AK Parti’ye 99 dakika (yüzde 45), CHP’ye 59 dakika (yüzde 27), MHP’ye 38 dakika (yüzde 17), İYİ Parti’ye 17 dakika (yüzde 8), DSP’ye 4 dakika (yüzde 2), HDP’ye ise 2 dakika (yüzde 1) ayrılmış, diğer partilere ve bağımsız adaylara hiç yer verilmemiştir. Aynı raporda, CHP’ye ayrılan sürenin yüzde 60’ının, İYİ Parti’ye ayrılan sürenin yüzde 70’inin, HDP’ye ayrılan sürenin ise tamamının parti içi karışıklıklarla ilgili olduğu not edilmiştir.
HDP’nin televizyon kanallarına ücreti karşılığında gönderdiği reklam filmi ise bir tür ‘ambargo’ uygulanarak yayımlanmamıştır.
En çok engellenen parti HDP

Valiliklerin toplantı ve gösteri hakkına ilişkin genel yasaklarının, geçen yıllarda da olduğu gibi, seçim döneminde de devam ettiği gözlemlenmiştir. Bu dönem içerisinde, toplantı ve gösteri hakkının kullanımına getirilen yasaklar, siyasi partilerin propaganda sürecini de etkilemiştir. 85 günlük sürede, siyasi parti ve adaylarının kampanya etkinliklerine yönelik, en az 51 saldırı ve engelleme gerçekleşmiştir.
51 saldırı veya engelleme verisi içerisinde, en çok engelleme (18) güvenlik güçleridir. 15 saldırının kim tarafından gerçekleştirildiği bilinmemektedir. 11 müdahale ise siviller tarafından gerçekleştirilmiştir.
En fazla gözlemlenen müdahale biçimi: afiş, stand, araç gibi materyallerin tahribi ya da toplatılması talimatıdır.
En fazla saldırı ve engellemenin hedefi olan siyasi partinin 29’la HDP olduğu görülmektedir. Daha sonra yediyle CHP, dörtle AK Parti gelmektedir. Dört saldırı ve engelleme de Saadet Partisi’ne gerçekleştirilmiştir. Bir saldırı ise ‘millet ittifakı’na yöneliktir.
Adli makamların müdahale ettiği tek grup ise yine HDP’dir. Türkçe dışında başka dillerde seçim propagandası yapmak yasalarda yer almasına rağmen Mart ayında, Siirt, Varto, Şanlıurfa ve Edirne’deki savcılık ve sulh ceza hakimlikleri, HDP’nin “Azadî bi xwerevebirinê dest pê dike” (Özgürlük kendini yönetmekle başlar)” ve “Ya me ye” (Bizimdir) yazılı afişlerinin toplatılması kararını vermiştir. Gerekçe olarak ise, afişlerin “Özgürlük özerklikle başlar” olarak Türkçeye tercüme edilebileceği gösterilmiştir.
Tunceli’nin Nazimiye ilçesinde ise, güvenlik güçleri tarafından, “Yê Mao” (Bizimdir) sloganı içeren afişlerin kaldırılması yönünde talimat verilmiştir. Gerekçe olarak, sloganın ‘sakıncalı’ bulunduğu ve ‘Maocu’ olarak değerlendirilmesi gösterilmiştir.
Şeffaflık ve kamu olanakları
Hiçbir siyasi parti ya da aday, kampanya bütçesine ilişkin kamuoyuna açıklama yapmamıştır. Kamu kurumlarına ait binaların seçim afiş ya da pankartları için kullanım alanı haline getirilmesi de gözlemlenen bir diğer husustur.