Hakan Çınar: Ar­tık masada yeni kelime var, o da stagflasyon

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Dünya ekonomisi bir süredir alışık olduğu ku­rallarla ilerlemiyor. Normal şartlarda enflas­yon yükselirken büyüme düşer, büyüme hızlanır­ken enflasyon kontrol altına alınır. Ancak bugün dünyada her iki olumsuzluğun aynı anda yaşan­dığına şahit oluyoruz. Yani ekonomi hem yavaşlı­yor hem de ısınıyor. Bu durum, ekonomi literatü­rünün en tehlikeli senaryolarından biri olan sta­gflasyon ihtimalini yeniden gündeme getirdi.

Ortadoğu’da artan jeopolitik gerilimler ve özellikle Hürmüz Boğazı’na yöne­lik riskler, enerji maliyetlerini yukarı yönlü bas­kılamaya devam ediyor. Bununla birlikte pande­mi sonrası tam anlamıyla toparlanamayan teda­rik zincirleri, küresel ticarette maliyetleri kalıcı biçimde artırmış durumda. Buna bir de yüksek faiz ortamı eklendiğinde, ekonomik büyümenin ivme kaybetmesi kaçınılmaz hale geliyor.

Tam da bu noktada asıl sorun ortaya çıkıyor; Merkez bankalarının manevra alanı daralıyor. Enflasyonla mücadele etmek için faiz artırılma­sı gerekirken, büyümenin zayıfladığı bir ortam­da bu adım ekonomiyi daha da baskılayabiliyor. Tersi durumda ise, yani büyümeyi desteklemek adına faizlerin düşürülmesi halinde, enflasyonun kontrolden çıkma riski artıyor. Kısacası, ekono­mi politikası açısından bir çıkmaz sokak ile karşı karşıyayız.

Ar­tık masada yeni kelime var, o da stagflasyon. Ne diyelim, kendimiz ettik kendimiz bulduk.

Hakan Çınar’ın yazısı