Ancak daha önce de yazdım, Başbakan Erdoğan kafein gibi. İnsanı sürekli uyanık ve gergin tutuyor. Ayrıca bağımlıları var. İhsanoğlu’ndan şimdiye kadar aldığım intiba ise, teşbihte hata olmaz, süt gibi adam! Dinlerken, bünyede bir gevşeme meydana geliyor. Yumuşak, içeriği zengin, sakinleştirici. Belki de bundandır ki, ismi yeni öğrenilmiş (hatta tam öğrenilmemiş) muhafazakâr bir aday, çok farklı, hatta fikirleri uyuşmaz kesimlerden sempati toplamakta.
Sanırım, sert kahveden gerilen, uykusuz kalanlar, yanında biraz sütün, ülke için dengeleyici olabileceğini düşünüyorlar. Cumhurbaşkanı seçiminde, sadece “kahve sevmeyenler” değil, bu “kahvenin enerjisinden vazgeçemeseler de, artık sütlü içmek isteyenler” şaşırtıcı ve belirleyici bir topluluk olabilir.
‘Monşer’lere gelince… Çoğu, soğukkanlılık ve mecburi güler yüzle, sık sık kelle koltukta, ülke çıkarlarını savunmuş hariciyecilerimizin işi zordur. Şu an bazısı IŞİD’in elindeki bu değerli insanlar, zarafet ve kültürün popüler olmadığı ülkemizde “Monşer” yakıştırması gibi alaycı hediyeler de almıştır bazen. Oysa iki hafta öncesine kadar tanımadığımız İhsanoğlu’na can simidi gibi bakılmasından anlaşılıyor ki, sakinlik, zarafet ve güler yüz, tef misali gerilmiş ülke için artık bir ihtiyaçtır.