Altın şirketlerinin yıllardır hedefindeki bir diğer bölge Biga Yarımadası. Türkiye’nin ve dünyanın eşsiz ekosistemlerinden biri olan Kaz Dağları’nda siyanürlü maden faaliyeti yürüten Kanadalı şirket Alamos Gold ve Türkiye iştiraki Doğu Biga Madencilik, halkın Su ve Vicdan Nöbeti adını verdiği eylemlerle protesto edilmiş ve o dönem şirketin genel müdürü olan Ahmet Şentürk’ün açıklamaları tepkilerin büyümesine neden olmuştu. Ruhsat yenileme işinin Bakanlık tarafından geciktirilmesinden protestocuları sorumlu tutan müdür Şentürk, şirketin o bölgede 60 yıllık izni bulunduğunu, eğer yenileme işlemi yapılmazsa Türkiye’nin milyarlarca dolat tazminat ödemek zorunda kalacağını söyledi. 30 milyon yıllık madenden ‘bizim’ diye söz edebilme kibrini belli ki hükümetle yaptığı bol kazançlı ve imtiyazlı anlaşmadan alıyordu.
AKP iktidarı maden yasasını tam 21 kez değiştirdi. Her defasında şirketlere ruhsat ve vergi kolaylığı getirildi, imtiyazları artırıldı. Yargıda yapılan değişikliklerle halkın şirketler karşısındaki mücadelesinde eli zayıflatıldı. Uluslararası tekeller sermayelerini büyütürken bizzat ülkedeki yönetimlerden destek aldı. Son örnek: Erzincan İliç’te ABD ve Kanada merkezli Anagold Madencilik ve yerel ortağı Çalık Holding tarafından işletilen Çöpler altın madenindeki siyanür dağları aktı, 9 işçi toprak altında kaldı. Uzmanlar siyanürün yeraltına sızma, Fırat Nehri’ne karışma ve buharlaşarak insanları zehirleme riski olduğunu söylüyor.