FREDERIKE GEERDINK
Türkiye yine komplo teorileriyle çalkalanıyor. Kimileri IŞİD tarafından rehin alınanların silah karşılığında serbest bırakıldığını söylüyor, ne de olsa, ‘IŞİD ölü bedenler üzerinden bile pazarlık yapıyor’ ve ‘Türkiye Kürtleri yok etmek için elinden geleni yapıyor.’
Diğer teori ise tam da Türkiye’nin Suriye sınırları içerisinde bir tampon bölge oluşturmak istediği günlerde IŞİD’in sınır boyunca sağladığı şaşırtıcı ilerlemeye dair. ‘Fazla tesadüf değil mi?’ diye soruluyor. ‘Türkiye ve IŞİD, Suriye Kürdistanı’nı kontrol etmek için işbirliği içinde olmasın…’
Teori üretmek yerine soru sormak lazım
Komplo teorilerine karşıyımdır. Ama onlara kulak vermeyi seviyorum çünkü insanı düşünmeye sevk ediyorlar. Ama yine de kuşkuyla yaklaşırım hepsine. Neden mi? Çünkü komplo teorileri herhangi bir ispat sunmaz ve hiçbir bilgi, onlara inananların gözünde bu teorileri çürütemez.
Hiçbir komplo teorisyeni de yeni bilgiler ışığında, ‘Ah durun bakalım. Bu bilgi bu teoriyi çökertti’ deyip teorisini çöpe atmaz. Her argüman, her yeni bilgi aksine, teoriyi ayakta tutmaya yarayacaktır.
Ben soru sormayı ve bu sorulara mümkünse kanıt da içeren yanıtlara kulak vermeyi tercih ederim. Bu şekilde bir yapboz gibi parçaları tek tek toparlayıp birbirine eklerim. Buna ‘gazetecilik’ diyebilirsiniz.
Soru çok
İşte sorularım:
– IŞİD vahşi, gaddar bir örgüt. Ama 49 rehinenin durumu gayet iyiydi. Bu onların diplomatik statüleriyle açıklanabilir mi?
– IŞİD bu rehineleri niye serbest bıraktı? Bu rehineler sayesinde Türkiye’nin ellerini kollarını bağlamıştı, oysa şimdi Türkiye IŞİD’e karşı koalisyona katılmak için eli daha rahat. IŞİD’in bu rehineleri serbest bırakmakta çıkarı neydi?
– IŞİD rehineleri serbest bırakmakla ne kazandı? Ünlerine bakılırsa, rehineleri ‘insanlık’ adına serbest bırakmadıkları kesin.
– Hükümete göre daha önceden bir takım çabalara girişildi. IŞİD bunları nasıl oldu karşılıksız bıraktı?
– Güvenilir bir kaynak bana, Musul’daki konsolosun Türk hükümetini Musul’un artık Türk diplomatlar için güvenli bir yer olmadığına dair uyardığını söyledi. Ama o sırada dışişleri bakanı koltuğundaki Ahmet Davutoğlu, Musul’un tehlikeli olmadığını söyleyip konsolosluğu kapatmamış. Davutoğlu sahadaki insanların uyarılarını neden ciddiye almadı?
– Tam tersini savunlar da var: Musul’daki konsolos Ankara’nın bölgeyi terk etme uyarılarını dinlemedi ve kendi personeli dahil tüm rehinelerin kaçırılmasına neden oldu. Davutoğlu’nun konsolosu orayı terk etmelerine dair uyardığının ve konsolosun dinlemediğinin herhangi bir ispatı var mı? Eğer öyleyse Türk diplomatların emirlere uymaması normal mi?
– Rehinelerin bırakılmasında CIA’nin rolü neydi? Acaba CIA Türkiye’ye IŞİD’e karşı koalisyonda daha aktif davranması için baskı yapabilmek için mi işi hızlandırdı?
– Türkiye neden Rojava’daki zavallı mültecilere sınırlarını açmak için bu kadar bekledi? Bunun rehinelerin salıverilmesiyle bir ilgisi var mı?
– Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş 24 saat içerisinde Rojava’dan 66 bin mültecinin sınırdan geçtiğini söylüyor. Bunun kanıtı var mı? Eğer yoksa, bu rakam nereden çıktı?
– Sınırdaki gazeteciler sınırdan 10 bin ile 20 bin arasında insan geçtiğini söylüyorlar. Görgü tanıkları ile hükümetin söylemleri arasındaki fark nereden kaynaklanıyor?
– Türk yetkilileri Rojava’dan sınırı geçenlerin sayısını abartarak ne elde etmek istiyor olabilirler? Daha çok uluslararası yardım mı? YPG/PKK koalisyonunun işe yaramadığını ispatlamak mı? Türkiye’nin Kürtlerin dostu olduğunu göstermek mi?
– Türkiye BM ile Suriye’nin sınırları içinde bir tampon bölge oluşturmak için anlaşmak istiyor. Suriye-Türkiye sınırının bir kısmı PYD/YPG’nin kontrolündeki Kürt topraklarına ait. Acaba Türkiye bu şekilde Kürt bölgesi üzerinde hakimiyet kurup, IŞİD’den daha büyük tehdit olarak gördüğü Suriye’deki YPG/PKK koalisyonunu mu zayıflatmak istiyor?
– Eğer Türkiye Rojava’daki kantonları tampon bölge oluşturarak kontrol etme peşinde değilse, Türk hükümeti ile Salih Müslim’in PYD’si arasında tampon bölge için temaslar oldu mu? Eğer olduysa, Türkiye PYD ve YPG, dolayısıyla da PKK ile işbirliği mi yapacak?
– IŞİD büyük bir hızla Kürt bölgesinde ilerlediği için artık bu rehinelere ihtiyacı kalmamış mıydı? Türkiye Rojava kantonlarının yok olacağına mı inanıyor? Eğer böyleyse, Türkiye amaçlarından birine ulaşmış mı olacak?
Tarihin akışını izlemekten başka çare yok
Hükümetten hiçbir zaman ciddi bir yanıt alamayacağımızdan, Türk basını derin bir araştırmacı gazetecilik örneği gösteremeyeceğinden ya da gizli evraklar su yüzüne çıkamayacağından, oturup tarihin akışını izlemekten başka bir çaremiz yok.
Hükümetin şeffaflık yoksunu tutumu etrafta dolaşan komplo teorilerinin beslenmesine neden oluyor.
Ama dediğim gibi ben komplo teorileriyle işim olmaz. Ben sadece soru sormayı seviyorum. Sorular beni gece uyanık tutuyor.