Aslında muhalefet hukukun her zaman siyasetin önünde olduğuna gönülden inansa bu süreç farklı ilerleyebilir, barış hukukla birlikte gelebilirdi… En azından hukuka doğru bir hareket sağlanabilirdi.
Nasıl mı?
Mevcut sürece katılmak için Siyasal İktidarı anayasayı uygulamaya davet ederek. Örneğin AYM ve AİHM Kararlarını uygulamadıkça sürece katılmayacağını ön şart koşarak…
Ama muhalefetin de içinde bulunduğu siyaset kurumu için “siyaset hukuktan önce geldiğinden” hiç birisi yapılmadı ve siyasal iktidar kurduğu oyunda fevkalade başarılı oldu.
Hukuksuz bir barışı kabul ettirdiler… Hukuksuzluk tartışılmadı… Sanki hayatın doğal bir parçasıymış gibi geçiştirildi.
Siyasal iktidar açısından arzulanan nedir?
Aslında galiba sorunun en güzel cevabını salı günkü gazetemiz Karar’ın manşeti veriyordu: “Süreçte ‘Anayasa’ Sinyali”
İçinde çalkalanıp durduğumuz bu sürecin tek bir nedeni var galiba, o da seçimlerin çok yaklaşması…
Seçime “barışla”, barışın getireceği yeni “siyasi birlikteliklerle” ve hukuksuz olarak gitmek istiyorlar.
Ne zaman savaş ne zaman barış olacağına onlar karar verecek, ne zaman Kürtlerle siyasi ittifak yapmak “vatana ihanet” ne zaman Kürtlerle siyasi ittifak yapmak “vatana faydalı” onlar karar verecek.
Sen emirlere uyacaksın.
Sen yoksun çünkü… Sadece “onlar” ve onların emirleri var.