Fehmi Koru: Gül ilk gün tapelere hiç inanmadı, 'bağış parasıdır' diye düşündü

 

Gazeteci Fehmi Koru, eski danışmanı Ahmet Sever’in kendisiyle birlikte geçirdiği 12 yılı yazdığı kitapla tartışmaların odağı haline gelen 11’inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun ilk günlerinde yolsuzluk olabileceğine hiç inanmadığını söyledi.

‘Gül okumuş olamaz’

Fotoğraf: DHA
Fotoğraf: DHA

Cumhuriyet’ten Selin Ongun’a konuşan Gül’e yakınlığıyla bilinen Koru, Gül’ün Sever’in ‘Ahmet Gül’le 12 yıl’ kitabını tamamen okuduğunu düşünmediğini belirtip, kitabın Sever’in gözünden Gül’ü yansıttığını söyledi.

Koru, kitabın Gül’e zarar verecek yönleri de olduğunu savunup, “Eğer Abdullah Gül bu kitabı baştan sona okumuş ve bunun kendisinden alıntılar da dahil olmak üzere yayımlanmasına onay vermişse o zaman Abdullah Gül çok saf, politikanın içerisinde boşuna vakit geçirmiş bir insan olur. Bu kitabın nasıl bir hava yaratacağını öngörebilecek zekada bir politikacıdır Abdullah Gül. Ben o sebeple diyorum ki, bunu okumuş olması mümkün değil. Bu kitap kendisine müsvedde olarak verilmiş, bu besbelli” dedi.

‘Hayır işi diye düşündü’

Eski cumhurbaşkanının 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmasında geçen ses kayıtlarına ise hiç inanmadığını öne süren Koru, “O tapelerde yazılan şeylerin olabileceğine hiç inanmadı. Bugünkü noktasını bilmiyorum. Ama o günkü noktasını biliyorum. “Bunların olması mümkün değil” dediğini hatırlıyorum. “Birtakım hayırlı işlerde kullanılmak üzere bazı meblağlar bağış şeklinde belediyelerden toplanıyor” diye bir bilgi var zaten tabanda. “Bu o düzeyde de, belediye dışında da yapılıyor mudur?” diye bir şey düşünmüş olabilir” diye konuştu.

Koru, kendisine sorulan “Bir gönlünün inanmak istememesi var, bir de okuduğu tapelerdeki sıfırlama konuşmaları var, ayakkabı kutusu var?” sorusunu ise şöyle yanıtladı: “Benimle paylaştığı ilk izlenimini söylüyorum. Onun bir yolsuzluğun değil ancak bir hayır işinde kullanılmak üzere elde olan parayla ilgili olabileceğini düşündü. Tapelerin yayımlandığı ilk gündü zannediyorum, o gün bu tapeler çıktığında birlikte olmuştuk. Kendisinin bu kadar yakından tanıdığı insanların o tip işlere bulaşmalarına, buna asla inanamadı. Sonra ne oldu, onu bilmiyorum.”

Habertürk’teki köşesinde 7 Haziran seçimlerinin ardından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘Ak Saray’dan taşınması gerektiğini yazmasıyla hedef haline gelen Koru, bu konudaki görüşlerini de açıkladı.

‘Ak Saray’ın başbakanlık olarak yapıldığını ancak cumhurbaşkanlığı seçimleriyle yüzde 52 oy alan Tayyip Erdoğan’ın başkanlık sistemini gündemine aldığını belirten Koru, “Bunu zorlayan bir seçim kampanyası yürüttü. Sonuç ortada. 258 vekili olan, ancak koalisyonla hükümet olabilecek bir resim var önümüzde. Başkanlık sistemini seçmen gündemden kaldırdı. Madem orası artık bir başkanın sarayı olmayacak o halde Tayyip Bey kendini başkan değil normal bir cumhurbaşkanı olarak düşünmeli. Cumhurbaşkanı’nın yeri de Çankaya” dedi.

Koru, koalisyon görüşmelerinde AKP dışında diğer partilerin ‘saray’ı bir şart olarak öne sürmesini de hatırlatıp, “Koalisyon görüşmelerinde bir pazarlık süreciyle hükümet oluşacak. AK Parti koalisyonda olmak istiyor ise diğer partilerin birinci gündeminde sarayın olduğunu fark ediyor olmalı. Tayyip Erdoğan pazarlık konusu olmadan kendiliğinden saraydan Çankaya Köşkü’ne çıkarak bunu hayata geçirmeli” diye konuştu.

‘Erdoğan sarayı kendisi vermeli’

“Bence Erdoğan sarayı muhaliflerinin şart koşması olmasa bile kendisi vermelidir” diyen Koru, bunu da şu sözlerle gerekçelendirdi:

“Bu bir geri adım değil. Başkanlık sistemi gündemden kalktı. Saray denilen yerin de yapılma amacına uygun olarak başbakanlık ve ilgili birimleri barındıran bir tesise dönüşmesinde yarar vardır. Bunun koalisyon pazarlıklarında Cumhurbaşkanı’nı rencide edecek şekilde yapılması yanlış olur. Erdoğan böyle bir adımın atılmasını kendisi sağlarsa bu ona zarar vermez.”