Gazeteci Fatih Altaylı YouTube yayınlarına geri döndü: “Ben kimse için bedel ödemedim, ben o bedeli kendim için ödedim.”

Altaylı, bir programında halkın yüzde 70’inin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ömür boyu görevde kalmasına karşı olduğuyla ilgili bir anketi yorumlamış ve 22 Haziran’da tutuklanmıştı.
Gazeteci 29 Aralık’ta tahliye edilmişti.
“Tahliye edilmeyi bekliyor muydunuz” sorusuna “Beklemiyordum” yanıtını verdi.
İkinci celsede tahliye veya en kötü ihtimalle mahkumiyetle salıverilmeyi beklediğini belirten Altaylı, cezaevinden tahliye edilişini ve hapishane sürecini şu sözlerle anlattı:
*Benim tahliye edilmemem herkesi, hukuğu bile çok şaşırttı.
*İstinafta düzelir dediler, ben çok umutlu değildim.
* Bize yemek verdikleri küçük göz açıldı. Baş infaz koruma memuruyla yardımcısını gördüm. Dediler ki sana“Geç bir Noel erken bir yılbaşı hediyemiz var”. Dedi ki: “Tahliyen geldi.”
*Ben pek inanmadım. Ciddi misiniz, diye sordum. Oradan kolay kolay bırakmazlar diye kendimi programlamıştım. Çünkü iyiye programladığınızda hayal kırıklığı çok kötü oluyor. Ben ikinci duruşmadan sonra üç günde dört kilo verdim. Çok moralim bozuldu, müthiş bir aldatılmışlık hissi.
‘Pazarlık yapan kimse olmadı’
*Eşyalarımı topladım, yerleri paspasladım, “Hadi çık gidiyorsun” dediler, şu temizliği bitireyim dedim. “Abi sen bırak biz temizleriz” dedi.
*Kimse bana şu şartla, bu şartla serbest bırakırız demedi. Bence böyle bir şey yapılmayacağını herkes üç aşağı beş yukarı biliyordur. Silivri’deki pek çok kişiye ilgili böyle bir şeyin olduğunu zannetmiyorum. Başka yerde olmuş olabilir. Ben denk gelmedim, bana kimse yazı yazmazsan bırakırız, bimem ne yaparsan şöyle yaparız demedi. Hiç kimse bırak böyle bir teklifi, böyle bir imada dahi bulunmadı. Bulunsalar da söyleyeceğimi bilirler. İktidar kanadından gelip benimle pazarlık yapan bir kimse, bir avukat, temsilci, delege falan olmadı.
*Türkiye’de haksızlığa uğrayan ilk düşünce insanı ne benim, ne de muhtemelen sonuncusuyum. O yüzden bunu ne kutsuyorum ne küçümsüyorum.
‘Cezaevi insanı salaklaştırıyor’
*Ben kimse için bedel ödemedim, ben o bedeli kendim için ödedim.
*Kafamda 2,2 santimlik bir oluşum var zararlı değil, kanser değil. Ama sonuçta frontol loba baskı yapıyor, onu aldıracağım.
*Gündemi takip etmek de yoruyordu. Cezaevi insanı salaklaştırıyor. İletişimsizlik başka bir şey. Bilgisayarın, telefonun yok, herhangi bir şey yazacaksan yanlış bir söylememen ve yazmaman lazım. Doğrulama imkanın yok, arşive giremiyorsun, internete giremiyorsun. Bazı şeyleri avukatına soruyorsun , 24 saat sonra onunla ilgili bilgi geliyor. Yazamayacağım demiştim çünkü içim, dışım yorulmuştu.
Altaylı ayrıca hapiste 190 günde 83 kitap okuduğunu ve ‘Teke Tek Bilim’le yakında yayınlara başlayacağını duyurdu.
Ne olmuştu?
Altaylı söz konusu yayında şunları demişti:
“Bu oran çok da beklediğim oran. Şu anda AKP seçmeninin önemli bir bölümü ve MHP seçmeninin bir bölümü dışında hiç kimse böyle bir şeye onay vermez.
Geçmişine bak bu milletin, yakın geçmişinden söz etmiyorum, uzak geçmişine bak, bu millet hoşuna gitmediği, istemediği zaman padişahını boğmuş bir millettir. Az buz değildir öldürülen, suikaste kurban giden Osmanlı padişahı, boğazlanan veya intihar etti süsü verilen.”
Bu sözleri nedeniyle Fatih Altaylı 21 Haziran’da gözaltına alınıp 22 Haziran’da tutuklanarak İstanbul’un Silivri ilçesindeki Marmara Cezaevi’ne gönderilmişti. Altaylı’ya 26 Kasım’da dört yıl iki ay hapis cezası verilmişti.
İstanbul 26’ncı Ağır Ceza Mahkemesi Altaylı’nın ‘Cumhurbaşkanını tehdit’ gerekçesiyle cezaya çarptırıldığı dava dosyasını istinafa taşıdı.
Dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2’nci Ceza Dairesi gazetecinin avukatlarının tahliye taleplerini değerlendirdi.
Üzerine atılı suçun niteliğini, delillerin toplanmış oluşunu, kaçma şüphesinin bulunmayışını, yargılama neticesinde hakkında tesis edilen ceza miktarını ve tutuklulukta geçirdiği süreyi göz önünde bulunduran daire Altaylı’nın tahliyesine karar verdi.