Esfender Korkmaz: Demokrasi; Musevilik, Hristiyanlık ve İslam'da kutsal kitapların temel felsefesiyle uyuşmaz

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Demokrasi; Musevilik, Hristiyanlık ve İslam’da kutsal kitapların temel felsefesi ve anlayışı ile uyuşmaz. Budizm insanı öne çıkarır ve fakat çalışmayı ve dünya nimetlerini kutsamaz. Başka türlü olması da mümkün değil, çünkü bu dinlerin ortaya çıktığı birkaç bin yıllar öncesinde, insanların yaşam ve yönetim tarzı bugünden çok farklıydı.

Dinler arasında akıl yoluna en açık din veya inanç, Budizm’dir. Budizm’i din değil, felsefe olarak yorumlayanlar da var. Zaten Buddha, Sanskrit dilinde ‘uyanmak, idrak etmek, bilinçlenmek’ anlamına gelen ‘budh’ fiilinin geçmiş zaman kipidir.

Budizm’in katı ve bağlayıcı kuralları yoktur. ‘Aydınlığa körü körüne bir inançla değil, kişinin kendini bulmasıyla ulaşılabileceğini’ öngörür. Ne var ki Çin, Japonya ve uzak doğuda, imparatorlar, despot yönetimler, Budizm, Konfüçyüsçülük, gibi felsefi inançları da özgürlüğe karşı otoriteyi, bireylerin haklarına karşı ödevlerini ön planda tutan bir anlayış içine sokmuşlardır.

İslam dini yenileşmeye kapalı bir dindir. Dinde reform günah sayılmaktadır. Demokraside ve kalkınmada, 1400 yıl önceki kurallar ve anlayış hakimdir.

Bunun içindir ki, Dünyada 48 İslam ülkesi arasında, batı tipi demokrasiye sahip tek bir ülke yoktur.

Dahası İslam’da, dini, siyasi alanda kendi çıkarları için kullananlar, İslam’a farklı yorumlar getirmiş, mezhep savaşları hızlanmış ve İslam giderek demokrasiye karşı daha tahripkâr olmuştur.

Esfender Korkmaz’ın yazısı