15 Temmuz sonrasında her türlü ulusal ve uluslararası hukuk kurallarını yok sayarak hareket eden, hukuku fiilen askıya alanlar, özellikle OHAL’in arkasına sığınarak attıkları tehlikeli adımlarla asıl niyetlerini gizleme ihtiyacı bile hissetmeden hareket etmeye başladılar.
Kamuda yaşanan ihraçlar ve açığa almaların yarattığı olumsuzluklar sürerken, düşünceyi ifade ve örgütlenme özgürlüğü başta olmak üzere, emekçilerin sendikal haklarını kullanması bile suç sayılarak öğretmenler gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor.
Yetmiyor, iktidarın yıllarca yok saydığı kesimlerin sesi soluğu olan, aralarında Hayatın Sesi TV, imc TV gibi yandaş medyaya en ciddi alternatif olarak görülen kanallar, haber ve türkü ağırlıklı yayın yapan radyolar kapatılıyor.
Yıllardır iktidardan bağımsız çizgide yayın yapan basın organlarının Başbakanlık tarafından hukuksuz bir şekilde aniden susturulması “Gerçek darbeci kim?” sorusunu akla getiriyor.