Eğitim piyasaya bırakıldığında okul, yeteneği geliştiren kurum olmaktan çıkar; çocukları ailelerinin ödeme gücüne göre ayıran bir eleğe dönüşür. Öğrenci müşteri, öğretmen de müşteri memnuniyetinden sorumlu çalışan sayılır.
Sağlık da piyasaya bırakılamaz. Sağlık politikası yalnızca hastalananı tedavi etmek değil, insanları hastalıklardan korumaktır. Çalışma, beslenme ve çevre koşulları iyileştirilmeden büyük hastaneler yapmak, nedenlerle değil sonuçlarla uğraşmaktır. OECD’nin 2025 verilerine göre bin kişiye düşen çalışan hekim sayısı Türkiye’de 2.4, OECD’de 3.9; hemşire sayısı ise 2.9’a karşı 9.2’dir. Personel yetersizliği kısa muayene, ağır nöbet, tükenmişlik ve iş kazası olarak geri dönüyor.
Üçüncü direk haberleşmedir. 2002’de internet bugünkü kadar hayatın merkezinde değildi. Şimdi eğitimden kamu hizmetlerine, bankacılıktan çalışma yaşamına kadar pek çok faaliyet internet üzerinden yürütülüyor.
Dördüncü direk enerjidir. Eğitimden sağlığa, haberleşmeden sanayiye kadar yaşamın bütün alanları enerjiye dayanır. Üretim maliyeti, çiftçinin sulama gideri, esnafın ayakta kalması ve ailenin evini ısıtması enerji politikalarına bağlıdır.
Eğitim, sağlık, haberleşme ve enerji… Bu dört direkten biri zayıfladığında bütün yapı sarsılır. Dördü birden piyasanın insafına bırakıldığında yurttaşlık haklarının yerini müşterilik ilişkisi alır. Devletin görevi müşteri yaratmak değil, yurttaşına güvenli ve onurlu bir yaşam sağlamaktır.