Öteden beri pazarlanan memleketin büyük kısmının dindar/muhafazakâr olduğu tezi üstünde durmak gerek. AKP döneminde yaratılan dine bu memlekette kaç kişi inanıyor?
Her tür çıkarcılığa, adam kayırmaya dayanan; küresel kapitalizme tamamen teslim olmuş, görgüsüz bir bayağılığın saltanatına hizmet eden bu yeni din, toplumun hangi kesimlerini mutlu ediyor? Evinde tanrısına avuç açıp, bir kişinin kılına zarar vermektense, aç açık kalmayı yeğleyecek olan masum yurttaşın diniyle; diyanetin esaretinde, hocaların elinde siyasal aygıta dönüşen din aynı mı?
Öyleyse, benzeyerek değil, ayrışarak yol almalı…
…Güncel ve telaşlı olmak hata yaptırır. Kuşkusuz ağır sorunlar var. Önce kim olduğumuzu ve kime sesleneceğimizi bilmeliyiz. Bugün kendini ‘öteki’ sayan, sürekli kapı dışarı olma tehdidi alan herkes o ‘biz’ içindedir. Ama yetmez bu tarif… Bir adım ileri gitmek gerekir; esnaf dinci ekibinin en büyük kozu iktisadi alanı iyi kullanması ve biat eden herkesi doğrudan veya dolaylı beslemesidir.
O halde; ekmeği nasıl bölüşeceğimizi de iyi sorgulamalıyız. Kaba ayrışmadan doğan zorunlu yan yana olmak yol almaya yetmez. Bugüne dek hep liberal tezler üzerinde uzlaşıldı.
Bu defa ayrışmalıyız ve kendimiz olarak yürümeliyiz.