Kaçamadı. Kaçma ihtimali sıfır derken… Türkiye sınırlarının içerisinden kaçmadı, kaçamadı. Diyelim ki Adil Öksüz meselesinde son durumumuz budur! Ne yani sevinelim mi şimdi? Türkiye sınırlarının içerisindeymiş, kaçamamış diye…
Tamam da… Türkiye sınırlarının içerisinden kaçamamış olması ‘adaletin’ elinden kaçtığı gerçeğini değiştiriyor mu?
15 Temmuz darbesini yöneten Adil Öksüz, olay mahallinde ‘olağan şüpheli’ olarak suçüstü yakalanıp getirildiği adliye binasından resmen ‘hadi bana evyallah’ diyerek çekip gitmedi mi?
Elleri arkada ters kelepçe oturtulduğu sanık sandalyesinden ‘çaya kahveye gelmiş ziyaretçi’ rahatlığı içerisinde resmen ‘var mıydı başka bir mevzu’ diyerek kalkıp elini kolunu sallaya sallaya çıkıp gitmedi mi?
Hem de aheste aheste. Olmadı mı bunlar? Bütün bu gerçekler ortadayken…
Söyleyin hadi.. Adil Öksüz’ün Türkiye sınırları içerisinde olma ‘ihtimali’ne sevinelim mi yani? Mutlu mu olalım?
250 şehidimizin kanı ortada duruyorken kanlı katliamı yöneten Adil Öksüz’ü ‘sınırlarımız’ içerisinde tutuyor olmamızı başarı hanemize mi yazalım?