Her dini hükmün bir hikmeti vardır. Her hikmet bir gayeye yöneliktir. Hikmeti bilimsel olarak açıklanmayan dini hükümler anlaşılmamış demektir. Geçersizdir. Faiz hem Yahudilikte hem de Hıristiyanlıkta asırlarca yasaktı. Bugün değildir. Kutsal metinlerde bahsi geçen faiz, herhalde “reel faiz” idi. Enflasyon oranının altındaki nominal faiz “eksi” dir. Yani ortada faiz yoktur. Olmayan faizin nassı da ortada olmaz. Dinde olmadığı gibi aslında bilimde de ve özellikle iktisat gibi sosyal bilimlerde de “nas” yoktur. Her hipotez, her teori ve hatta bilimsel kanun durumsaldır. Tartışılır ve sorgulanabilir. İşleyişi yani “sebep-sonuç” bağlantısı şartlara bağlıdır. Bazılarımız “Merkez Bankası iktisat kitaplarında ne yazıyorsa onu uygulamalıdır” diye konuşup duruyor. Merkez bankalarının, gösterge faizini ne zaman yüzde kaç yapacağını yazan bir “kutsal iktisat kitabı” yoktur. Kaldı ki; kitaplarda yazan her şey doğru da değildir. Kitaplar bilgi verir. Kararı kişiler muhakeme yoluyla alır. İktisat politikalarının başarısız olmasının öngörülebilir veya öngörülemez sebepleri vardır. İstikrar programları (Bakan Şimşek şimdi bunu hazırlıyor) veya kalkınma planları realist olmalıdır. Hayali planlar, hayal kırıklığı yaratır. İzlenecek her ekonomi politikası, birden fazla amaca hizmet eder. Amaçlar kısa vadede çelişik, uzun vadede tamamlayıcıdır. Amaçlar mutlaka öncelik sırasına dizilmelidir. Mesela hızlı büyüme ve fiyat istikrarı aynı anda sağlanamaz.