Dr. Çağla Gül Şenkardeş: Anahtar kelimelerim emek, özgürleşme ve sabır

ARZU UZUNALİ

Kadınların teknolojiye erişimi ve bu alanda güçlendirilmesi, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en önemli noktalarından biri. Üstelik kadınlar sadece teknolojiye erişimde eşitsizlikle karşı karşıya değil, erkek egemen bir alan teknoloji yaratımında da ciddi önyargılara maruz kalıyor. 

Lisans ve yüksek lisans eğitimini makine mühendisliği üzerine tamamlayan ve kariyeri boyunca bir şekilde erkek egemen alanlarda çalışan Çağla Gül Şenkardeş’in hikayesi de bu farkındalıkla başlıyor. Kadınların bu sektörlerdeki azlığı onu önce bu alanda akademik çalışmalar yapmaya sonrasında da kadınları teknoloji alanında geliştirecek yapılar kurmaya götürüyor. Alanında dört bir koldan durmaksızın çalışan Şenkardeş’in ilham veren hikayesi, teknoloji çağında yaşayan biz kadınlar için çok önemli.

Bir akademisyen, yazar, toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine çalışan aktivist bir kadınsınız. Aynı zamanda İstanbul Blockchain Women Derneği, Yeniden Biz Derneği gibi pek çok platform ve derneklerde aktif görev alıyorsunuz. Bir kadın olarak kariyerinizi ‘kadınların güçlendirilmesi’ alanında yapılandırma yolculuğu nasıl başladı? O farkındalık ve harekete geçme anını anlatabilir misiniz? 

Aslında çok güzel ifade ettiniz. Tam anlamıyla yolculuk benimkisi. Ben lisans ve yüksek lisans eğitimimi makine mühendisliği üzerine tamamladım ve üzerine uzun yıllar nispeten erkek egemen olarak anılan, kadın yöneticilerin oransal olarak düşük olduğu sektörlerde çalıştım. İki yüksek lisans ve doktora eğitimimi de çalışırken tamamladım. Yani teknoloji ve bilimle çok iç içe uzun yıllar ve hep kadınların azınlıkta olduğu ortamlarda üretken kalmaya çalışırken bunun nedenini sorgulamaktan kendimi alamadım. 

Ben teknik olarak hiçbir sorun yaşamadım. Yani notlarım çok yüksekti, başarılı bir öğrenciydim, bölümdeki sayılı kadın öğrenciden biri olmak bana bir zorluk çıkartmadı. Aynı şekilde şirkette ya da sektördeki sayılı kadın yöneticiden biri olmak başarılı bir iş kadını olmama engel olmadı. Ancak kolay değildi. Etrafımda az kadın olması ve ciddi sorunlar yaşayan kadın arkadaşlarım, onların gerçek hikayeleri bana hep bir ağırlık yaptı. Neredeler, neden bu alanlardan kaçıyorlar ya da neden buralarda fırsat bulamıyorlar diye aklımdaki sorulara sahada yanıt aramaya başladım. 

Kadın çalışmaları yapan derneklerde çalışmaya başladım. Ardından bu konudaki yanıtları belki bilimde bulabilirim diye akademik çalışmalar yapmaya başladım. Doktora araştırmamı da kadın çalışmaları üzerine tamamladıktan sonra bu alanda bilimsel araştırmalar ve üretime devam ettim. Kurucusu, yönetim ya da danışma kurulunda olduğum, gönüllüsü olarak saha çalışmalarına destek verdiğim, kadınların güçlenmesi amacıyla çalışan birçok dernek ve platform var. Ve üretken zamanımın üçte birini bu alanda kar amacı gütmeyen kurumlarla ve hizmetlerle geçiriyorum. Yolculuğun neresindeyim bilmiyorum ama henüz sonuna gelmediğimden eminim. Daha yapacak, yapmak istediğim çok şey var.

Önyargılarla ya da cinsiyetçi tutumlarla karşılaşıyor musunuz? Karşılaşıyorsanız nasıl üstesinden geliyorsunuz? Kendinizi nasıl motive ediyorsunuz?

Bilinç merdivenleri diye bir teorik yaklaşım vardır. Bu merdivende bence yetersizlikten daha kötü ve belki de en kötü olan basamak ‘bilinçsiz yetersizlik’. Ben teknoloji gibi kadınların nispeten daha az yönetim ve üretimde yer aldığı sektörlerde önyargıların ve cinsiyetçi tutum ve söylemlerin bilinçsiz yetersizlikten kaynaklandığını düşünüyorum ve hatta bir bilimsel araştırmam bunun üzerine. 

Bilmedikleri ve neyi bilmediklerinin farkında olmadıkları için bu önyargı ve tutuma sahip çok fazla karar verici yönetici var. Ve bunu bildiğim için böyle tutumlarla karşılaştığımda motivasyonumu kaybetmiyorum. Hatta bu konularda farkındalığı artırmayı görev edinerek kendimi motive ediyorum sanırım.  

Maalesef bir çok konuda olduğu gibi kadınların teknoloji erişimi de erkeklere göre kısıtlı ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en önemli konularından biri. Önce kadınların bu gelişmelerden neden yoksun kaldığını özetleyebilir misiniz? 

Eğitim ve fırsat eşitliği. Ve tabii ki kültür. Toplumsal normlara maalesef kazınmış ve kültürle inşa edilmiş roller, kalıplar hala kadınların teknik alanlarda daha az eğitim alması veya üretime dahil olmasını dalga gibi dipten yönlendiriyor. Ve eksik bilgi, eğitim, ilgi, bilinç yetersizliği hem erişimi hem de üretken olmayı geride bırakıyor ve sonuç maalesef daha az oranda kadın olarak raporlara yansıyor.

Siz Blokzincir, NFT’ler ve Metaverse gibi yeni teknolojik gelişmeleri cinsiyet eşitliği üzerinden ele alıyorsunuz. Hatta literatüre kazandırdığınız ‘kriptofeminizm’ kavramı var. Bu kavram neyi kapsıyor ve neyi değiştirip dönüştürmeyi hedefliyor? 

Dikkat çekmeyi amaçlıyor aslında. Topluluklar bu konuda yıllardır farklı çalışmalar yapıyor. Gerek kadınların bu alanda eğitimine odaklanılması, gerek üretime dahil olmasına. Bu büyük bir ekosistem ve hatta artık endüstri haline geldi. Ve gelmeden önce bunu gören bizler bu konuda çalışıyorduk. Ütopya değil bu. Ama her nasılsa yepyeni bir teknoloji de cinsiyetçi bariyerlere yeniliyor. Kriptografi biliminin temelinde şifreleme vardır. Bir şekilde bu ekosistemde kadınları görmezden gelen şifrelenmiş cam duvarlar var gibi düşünebilirsiniz metaforu. Biraz kriptografi biliminden alıyor adını, biraz da burada kadınların varlığı ve güçlenmesi için çağrı yapıyor. 

Gelişen teknoloji de erkek egemen bir teknoloji olarak gelişiyor ve ezberleri devam ettiriyor aslında. Yapay zeka teknolojisinin kadınlara uyguladığı çifte standartı biliyoruz mesela. Elon Musk’ın Beyaz Saray’ı ele geçirdiği bir senaryoda durum pek parlak görünmüyor. Ancak umut kadınlar için hep var. Gelecek henüz daha yapılanıyorken bunu değiştirmek için kadınlara düşen nedir? 

Hızla teknoloji alanında daha fazla çalışmaları, üretmeleri. Sadece teknoloji ürünleri üretmekten bahsetmiyorum. Bu teknolojik gelişmeleri öğrenip anlayıp tartışarak çok farklı ama teknolojiyle bağlantılı alanlarda üretimde var olabilir kadınlar. Şahsi arzum ve beklentim teknoloji girişimcisi kadınların artması. Çünkü ben geleceği girişimcilerin teknolojiyle inşa ettiğine ve etmeye devam edeceğine inanıyorum. 

Bakın yapay zekanın bugün en yaygın kullanılan ürünlerinden biri LLM dediğimiz büyük dil modellerine dayalı çalışan uygulamalar. Ve aslında baskı ve tepkiler sonucunda bu modellerin cinsiyetçi üretim yapmaması için farkındalık arttı. Bu yüzden ısrarla teknoloji girişimcisi kadınlar ya da kurucu ekipler içinde daha fazla kadın olması gerektiğine inanıyorum. Çok yönlü bakış açısıyla kapsayıcı ‘mindset’le üretilecek teknoloji ürünlerine ihtiyacımız var. 

Kendi deneyiminizi pek çok platformda kadınlara anlatıyorsunuz. Akademisyensiniz, kongrelerdesiniz, YouTube’dasınız, iki kitabınız var. Bir de buradan bir mesaj almak istiyorum sizden. Kadınlara kendi güçlerini keşfetmeleri ve kendi yollarında ilerlemeleri için ne tavsiye edersiniz?

Emek ve özgürleşme olarak anahtar kelimelerle vereyim mesajımı. Hayalleri, projeleri, yapmak istedikleri her ne ise o alanda başarılı olmak için çok çalışmalarını, emek vermelerini ve bunu yılmadan yapmalarını tavsiye ederim. Ve ardından içlerinden gelen özgürleşmeyi hissetmelerini ve cesurca onu takip ederek yollarına kararlı bir şekilde devam etmelerini tavsiye ederim. Sabırlı olmak şart.