Diyarbakır'da Hamlet ya da Kürt özgüveninde patlama
D

Frederike Geerdink
Frederike Geerdink
Hollandalı gazeteci. 25 yıldır meslekte. 15 yıl Hollanda’da çalıştıktan sonra 2006’da Türkiye’ye yerleşti. Özellikle Kürt sorunu, insan hakları, azınlıklar ve kadın meseleleri üzerine yazıyor. Ağustos 2012’den bu yana Diyarbakır’da yaşıyor. www.kurdismatters.com ve www.journalistinturkey.com adlı blogları var. Başta Hollanda ulusal haber ajansı olmak üzere birçok mecraya haber ve yazı yazıyor. Uludere katliamını irdelediği kitabı ‘De jongens zijn dood’ adıyla Hollanda’da yayınlandı. Not: Kendisi ayrıca Amberin Zaman’ı ‘utandıran’ gazetecidir.

FrederikeFRÉDERIKE GEERDINK

f.geerdink@gmail.com

Üçüncü kez” dedi. Her ikimizin de Diyarbakır Büyükşehir Tiyatrosu’na gittiğimiz ortaya çıkınca dolmuşta sohbet etmeye başlamıştık. Üçüncü kez gittiği yer tiyatro binası değildi; aynı oyuna gidiyordu üçüncü kez: Shakespeare’in Kürtçe oynanan Hamlet’ine… “Ben ikinci kez gidiyorum. Kürtçe bilmememe rağmen” dedim. Güldü: “O zaman niçin gidiyorsun?

Enerjiyi hissetmek için. Kürtlerin haklarını elde ederek kazandığı gücü hissetmek, hâlâ tanınmamış dillerinin tadını çıkarmak için. Benim açımdan, bu oyun Kürt hareketi için simgesel önem taşıyor: Kürtler, zaten sahibi oldukları hakları devletin kendilerine vermesini artık bekleyemiyor; haklarını, kanunun izin verdiği çerçevede ve bunun da ötesinde kullanıyorlar.

Devlet Kürtleri geriden takip ediyor

Kürtler genelde iki adım önde gidiyor. Gecikmiş ve köhne TRT6 yayına girdiğinde, Kürtler uzun zamandır kendi televizyon kanallarına sahipti. Yasalar nihayet değiştirilip Kürtçe kullanımına resmen izin verildiğinde, zaten ülke çapında Türkçe ve Kürtçe slogan atılan yürüyüşler düzenliyor ve bu yüzden hapse giriyorlardı.

Ve şimdi, federal bir devlet konusunda Türkiye’de açıkça tartışma bile yapılamayan bir dönemde, bir dizi siyasi yapıyla yerel, bölgesel ve uluslararsı örgütlenmelerini kendi ellerine alıyorlar. Bu örgütlenmelerin bazıları şu an yasaklı fakat devletin de bir gün onlarla aynı noktaya geleceğinden eminim.

O ruh, Kürtçe Hamlet’te patlama yaşıyor

20140202 hamlet6

Kürtler, Kürt kültürü, Kürt dili ve Kürtlerin varlığı uzun zamandır bastırılıyor. Fakat baskının yol açtığı şey her zamankiyle aynı: En sonunda, tıpkı bir düdüklü tencerenin kapağı gibi patlama yaşanıyor. Şu an Kürt kimliğiyle ilgili yaşananın tam da bu olduğunu düşünüyorum. Kürtçe Hamlet’i izlediğim bir akşam, işte o ruh ve o volkan patlıyor.

Biraz geç kaldığım ve önceden bilet almadığım için yer kalmamıştı. Dolayısıyla geceyi koridorda veya duvara yaslanıp ayakta durarak geçirdim. Sahnede olup bitenleri yeterince göremedim: Ophelia’yı oynayan Gülseven Medar’ın harika sesini, Hamlet’in annesini oynayan ünlü şarkıcı Rojda’nın zarif şarkılarını ve Hamlet rolündeki oyuncu Yavuz Akkuzu’nun, babasını kimin öldürdüğünü öğrendiğinde yaşadığı ‘muhteşem’ öfke patlamasını tam olarak yakalayamadım. Fakat 400 seyirci izlemeye değerdi. Koltuklarının ucuna ilişmiş halde, tek bir kelimeyi, espriyi, hüznü ve acıyı kaçırmadan izlemeye çalışıyorlardı oyunu.

Diyarbakır’a gitmeye değer

20140202 hamlet1

Dolmuşta tanıştığım genç adam, performansı üçüncü kez izleyen tek kişi değildi. Hamlet’i İngilizce’den Kürtçe’ye tercüme eden Kawa Nemir, birçok kişinin oyuna tekrar tekrar gittiğini anlattı. Hamlet geçen yıl Diyarbakır’da haftalar boyu sergilendiğinde de böyle olmuştu. Ve belli ki, 5,6 ve 7 Ocak tarihlerinde Diyarbakır Şehir Tiyatrosu’nda hâlâ izleyebileceğiniz performans serisinde de aynısı olacak.

Eğer Diyarbakır’daysanız oyunu izleyin. Diyarbakır’da değilseniz de, yolculuğa değer – eğer, Kürt özgüvenindeki patlamanın üstesinden gelebiliyorsanız…