Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki üyelik görüşmelerinin askıya alınması yönündeki kararına ‘herhangi bir değer atfetmedi.’

Türkiye Raportörü Kati Piri tarafından hazırlanan ve ilk kez bir aday ülkeyle müzakerelerin askıya alınmasını öngören 2018 Türkiye Raporu AP’de kabul edilmiş, AP’nin en büyük siyasi grubu Avrupa Halk Partisi’nin (EPP) müzakerelerin tamamen sona erdirilmesi yönündeki değişiklik önerisi ise reddedilmişti.
AP kararlarının AB Konseyi üzerinde bir bağlayıcılığı yok, sadece tavsiye niteliği taşıyor.
Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklama şöyle:
“Ülkemiz ve AB arasındaki ilişkileri tekrar canlandırmak üzere ortak çabalarımızı arttırdığımız ve Türkiye’nin 15 Temmuz hain darbe girişiminin neden olduğu travmayı geride bırakarak reform sürecini yeniden başlattığı bir dönemde, Avrupa Parlamentosu tarafından benimsenen tek taraflı ve objektiflikten uzak tutuma, tarafımızca herhangi bir değer atfedilmesi mümkün değildir. Sözkonusu tavsiye kararı bizim için hiçbir anlam ifade etmemektedir. Öte yandan, verilen aleyhte ve çekimser oyların oranının yüksekliği, bu tavsiye kararının esasında 751 üyeli AP içinde de sağlam bir zemin bulmadığını göstermektedir.”
Oylamaya 622 parlanmenter katılmış, 370 parlamenter kabul, 109 parlamenter ret oyu verirken 143’ü çekimser kalmıştı.
‘Ortak değerlerimiz açısından endişe verici’
Raporun 31 Mart’ta gerçekleştirilecek yerel seçimlerden önce yayınlanmasının eleştirildiği açıklamada şu ifadelere de yer verildi: “AP’de hakim olmaya başlayan Sağ ve Sol aşırı akımların bu raporu gerçekleri yansıtmayan, dışlayıcı ve ayrımcı populist bir metin haline dönüştürmüş olmasını, AB’nin geleceği ve ortak değerlerimiz açısından endişe verici buluyoruz. Müzakere sürecinin önündeki siyasi engelleri ortadan kaldırmayı teşvik etmek yerine, Avrupa bütünleşmesi ve ortak değerlerimize karşı olan kesimlerle işbirliği içinde yapılan bu ve benzeri girişimler, bir AB kurumunun temsil ettiği değerlerle bağdaşmamaktadır. AB’ye üyelik, ülkemizin stratejik hedefidir.”
‘Reform odaklı atımlar attığımız bir dönemde…’
‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin reform sürecinin arkasındaki itici güç olarak tanımlandığı açıklamaya şöyle devam edildi: “Yargı Reformu Stratejisi’nin güncellenmesi ve İnsan Hakları Eylem Planı’nın hazırlanması ve vize serbestisi sürecinde ilerleme kaydedilmesi gibi reform odaklı adımlar attığımız bir dönemde, raporda asılsız iddialara yer verilmiş olması Avrupa Parlamentosu’nun çelişkili ve önyargılı tutumunun göstergesidir.
‘AP’den beklentimiz yapıcı bir yaklaşım benimsemesi’
Açıklamada AP’den beklentilere de yer verildi: “Avrupa Parlamentosu’ndan beklentimiz, Türkiye aleyhinde tutum benimsemekten ziyade, halklarımızı yakınlaştıracak vize serbestisi ve ekonomik alanda bütünleşmemizi daha üst seviyelere çıkaracak Gümrük Birliği’nin güncellenmesi gibi hedeflerde yapıcı ve teşvik edici rol üstlenmesidir. Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye’ye ilişkin tutumu Türkiye ve AB arasındaki ilişkileri, etkileşimi ve diyalogu geliştirmek olmalıdır. Mayıs ayı içerisinde gerçekleştirilecek seçimler sonucunda oluşacak yeni Avrupa Parlamentosu’nun, önümüzdeki dönemde Türkiye ve AB ilişkilerine dair yapıcı bir yaklaşım benimsemesini; nitelikli ve objektif kararlar almasını ve Türkiye’nin AB ile bütünleşme sürecini ilerletmesini bekliyoruz.”