Malazgirt Zaferi’nin büyüklüğü tartışılmaz.
Ancak 26 Ağustos 1071’deki zaferin, 26 Ağustos 1922’de Büyük Taarruz’la başlayıp 9 Eylül’de İzmir’in geri alınmasıyla tamamlanan zaferin alternatifi gibi gösterilmesi, hatta yerine konulmaya çalışılması doğru bir tutum değil.
Tıpkı Atatürk’süz zafer kutlamalarının doğru olmadığı gibi. Alp Arslan olmadan nasıl Malazgirt Zaferi kutlanamazsa, Atatürk ve silah arkadaşları olmadan Büyük Zafer kutlanamaz. Zaferleri yarıştırmak da kimsenin işine yaramaz.
Unutulmamalıdır ki Malazgirt Savaşı yenilgiyle sonuçlansa belki 1922’de kurtarılacak bir Anadolu olmayacaktı. 1922’deki zafer olmasaydı da Malazgirt Zaferi’ni kutlayacak bir devlet kalmayacaktı.