Tutuklu komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçlamayla iki yıl sekiz aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis istendi.

Göktaş, ‘Ölü Deniz’ adlı gösterisi nedeniyle hedef gösterilmiş, yurt dışından döner dönmez 2 Temmuz’da İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alınmış, 3 Temmuz’da tutuklanmıştı. O tarihten bugüne cezaevinde.
28 Ağustos’ta Göktaş hakkında ‘cumhurbaşkanına hakaret’ ve ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçlamalarından tahliye kararı verilmişti. Ancak komedyen cezaevinden çıkamadan bu kez Daltonlar çetesine ilişkin sözleri nedeniyle ‘suçu ve suçluyu övme’ suçlamasıyla tutuklanmıştı.
31 Ağustos’ta da itiraz üzerine ‘cumhurbaşkanına hakaret’ ve ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçlamalarından yeniden tutuklanmıştı.
Göktaş hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı ve komedyen hakkında iddianame hazırlandı.
İddianamede Göktaş’a tutuklanmasına gerekçe yapılan üç suçlamayla iki yıl sekiz aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası istendi.
Erdoğan şikayetçi; 13 ihbarcı var
İddianamede Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, müşteki (şikayetçi) olarak yer alıyor. Dosyada 13 de ihbarcı var. Bunlardan 11’i kişi, biri sendika (Manevi, İlkeli, Liyakatli Diyanet ve Vakıf Çalışanları Sendikası), diğeriyse CİMER ihbarları (500 adet).
İddianame İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’nde değerlendirme aşamasında. İlk duruşma 28 Eylül’de.
İddianamenin ayrıntıları
İddianamede, Deniz Göktaş’ın şu sözleriyle ‘cumhurbaşkanına alenen hakaret suçu işlediği’ savunuldu:
- “Recep Tayyip Erdoğan’ın utangaç bir diktatörden, kendi kimliği ile barışık bir diktatöre geçişi…Bizim başımıza gelenleri düşünmezseniz, bir birey için çok önemli bir ilerleme, işte o internette kişisel gelişim videolarını sadece iyi niyetli insanlar izlemiyor, bu adamlar da izliyor. Belli ki bir gün, çok iyi bir video denk geldi ve dedi ki ‘Evet ya 30 yıldır niye kendini kısıtlıyorsun, toplum baskısı, milletin yazdığı metinler, anayasa falan, kendin ol ya, kendin ol, kır kabuklarını Tayyip ya…’“
- “Ya da terapiye gidiyor olabilir. Kesin gidiyordur. Parası var, imkanı var, ben de psikoloji mezunuyum, insan ister istemez hayal ediyor. Keşke Recep Tayyip Erdoğan’ın terapisti olabilsem diye işte. Ödemesi çok iyidir. Yıllar süreceği belli, yan hakları vardır falan, tam benlik meslek, ama bana yar etmezler o işi, kesin akrabalardan birini tutmuşlardır, para içeride kalsın diye, Albayrak, Bayraktar, Albayraktar yeni sürüm çıktıysa… Çok iyi bir terapi süreci geçirmediği kesin ama bunu biz bile görebiliyoruz, adamın içten güldüğü bir tane görüntü var o da mezarlıkta, işlerin çok iyi gitmediği belli.”
‘Basın ve yayın yoluyla halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme’ suçlamasına gerekçe yapılan sözler şunlar:
- “Hâlâ korkuyorum, canlı bombalar ama en çokta oruç tutan canlı bombalardan korkuyorum çünkü normal canlı bombalardan Taksim’e, meydanlara kalabalık yerlere gitmeden kaçabilirsin, ancak oruç tutan canlı bombaların nerede patlayacağı belli olmaz”
- “Ya da ağzım ‘Merhaba’ diyor, sıfatım ‘İlk üç kitapta iyiydi, dördüncüsünün çevirisi zayıf’ diyor.” (…) Dördüncü kitap favorim… Dört kitap arasında açık ara en iyisi o bence. Bir kere çok iddialı bir çıkış 600’lü yıllarda ‘Bu son kitap’ demek, daha yeni yeni kitaplar çıkıyor zaten ya, ben 1200 yılında bir tane daha çıkar diye düşünürdüm, yazar içinde çok zor, aklına yeni bir fikir gelse son kitap dedik ya domuz da yemeyiversinler…”
- “Denizin içinden birkaç insan çıktı. Saçları görünmüyor, bütün vücutlarını kaplayan siyah bir kıyafet, ben kimin hangi kıyafetle denize gireceğine karışacak değilim ama bu görüntüye de yıllardır alışamadım. Siktiğimin dalgıçları gerçekten gerçekten nefret ediyorum.”
Göktaş’ın ‘suçu ve suçluyu övdüğü’ öne sürülen ifadeleri du şunlar:
- “Bugünün ikinci sıra bilet gelirleriyle Türkiye’de bir tetikçi tutup rakip bir komedyeni öldürtebiliyorum. Şu an piyasa bu durumda. Sadece ikinci sıra, bir de Telegram hesabı. Oradan Daltonlara yazıyorsunuz, gayet kurumsal bir iletişim var. Bitcoin’den parayı yatırıyorsunuz, takip de edemiyorlar. Öldürünce fotoğraf geliyor, ‘Buydu değil mi abi?’ Muhteşem bir sistem…”