Cuma Çiçek: Kürt siyasetinin en stratejik alanı yerel yönetimler olacak gibi görünüyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bugünden öteye, orta ve uzun vadede de Kürt siyasetinin temel dinamiğini şekillendirecek beş temel kaynaktan bahsedilebilir: Nüfus, coğrafya, jeopolitik, grup kimliği ve diaspora.

Üzerine çok tartışma yapılmasa da siyasi alanının formasyonunda nüfus önemli bir dinamik ve Kürtler Türkiye nüfusunun en az yüzde yirmisini oluşturan büyük bir grup. Üstelik nüfus artış hızı Türkiye ortalamasının üstünde.

Nüfus, coğrafya ve jeopolitik dinamiklerin yanı sıra, Kürtlerin son yıllarda daha da güçlenen ortak grup kimlikleri bir diğer kritik kaynak. Bugün Diyarbakır, Van, Mahabad, Urmiye, Kobani, Qamişlo, Suleymaniye ve Hewlêr’de (Erbil) yaşayan Kürtler kendilerini aynı grubun üyeleri olarak tanımlıyorlar. Millet, halk, ulus, hangi adla tanımlanırsa tanımlansın, bu grubu, Türklük, Farslık, Araplık, Almanlık, Fransızlık gibi grup kategorileriyle eşdeğer görüyorlar ve eşitlik talep ediyorlar.

Önümüzdeki dönemde Kürt siyasetinin en stratejik alanı yerel yönetimler olacak gibi görünüyor. Ana-akım Kürt siyaseti uzunca bir dönemdir seçimlerde Kürt coğrafyasında, 11-12 ilde birinci parti. Üstelik çoğu ilde en yakın rakibinden 15-20 puan daha fazla oy alıyor.

Yerel yönetimlerin bir diğer sahası batı metropolleri. İstanbul, İzmir, Antalya, Adana ve Mersin gibi Türkiye’nin beş büyük şehrinde Kürtler yüzde yirmiye kadar bir nüfusa sahipler. Kocaeli, Bursa, Aydın, Muğla, Ankara gibi diğer büyük metropolleri de kattığımızda bu oran ortalama yüzde on civarında. Kürtler Diyarbakır’ın yönetimine talip olmak kadar metropollerin yönetimine talip olabilirler.

Buralarda tek başına yerel iktidar olmaları zor olsa da en azından yönetime ortak olabilirler. Sadece kendi hayatlarını iyileştirmek için değil, aynı zamanda bu metropollerin herkes için daha adil, daha kapsayıcı ve daha özgürlükçü olması için yönetime güçlü şekilde katılabilirler.

Son yıllarda DEM Parti’nin söylemine hâkim olan “yerel demokrasi” esas olarak hem bu yerel yönetim dinamiğine dayanıyor hem de buradaki potansiyele işaret ediyor.

Cuma Çiçek’in yazısı