MESUDE DEMİR
@mesudedemirr
COVID-19’u takip eden 84 ülkeden gelen verilere göre test pozitifliği her geçen gün artıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), test pozitifliğinin geneldi yüzde 10’un, Avrupa’da ise yüzde 20’nin üzerine çıktığını açıkladı.
Enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanı Prof. Dr. Alpay Azap, risk grubundakileri korumak için yeni aşı, tedavi için yeni ilaç alınması gerektiğini söyledi.
DSÖ geçen yıl ilkbaharda, COVID-19’u uluslararası endişe yaratan bir acil halk sağlığı durumu olmaktan çıkardı. Ancak enfeksiyon etkisini sürdürüyor.
Solunum yolu enfeksiyonları (nezle, grip gibi) kapalı ortamlarda çok zaman geçirilmesi nedeniyle kış aylarında daha çok görülüyor ve etkili oluyor. Yazınsa vaka sayıları çok azalıyor. Yani bunlar mevsimsel hastalıklar. COVID-19 ise mevsimsel bir hastalığa dönüşmedi. Çünkü her mevsimde dalga yapıyor.
Nitekim COVID-19 enfeksiyonuna yol açan SARS-CoV-2 virüsünün son varyantları da dalga yaptı. Yazı yaşayan coğrafyalarda giderek daha fazla sayıda hastada tespit ediliyor ve hastane yatışlarını artırıyor. Halen süren yaz dalgasından, her ikisi de çok bulaşıcı olan KP.3 ve KP.3.1.1 varyantları sorumlu tutuluyor.
Solunum yolu enfeksiyonu değil COVID-19
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Alpay Azap, virüsün dolaşmasını engellemek için pandeminin başındaki önlemlerin (kapanma, maske, mesafe) yıllarca sürdürülmesinin makul olmadığını, ancak etkili aşı ve ilaç temin edilmesini beklediklerini söyledi.
Türkiye’de test yapma oranları çok azaldı. Bu nedenle yeni varyantlar yeterince takip edilemiyor. Ancak başka ülkelerdeki seyrine bakılarak tahminler yürütülüyor.
Azap, pandeminin en başından beri Amerika ve Avrupa’dan sonra Türkiye’de de aynı dalganın etkili olduğunu, yani vaka sayılarının arttığını söyledi: “Amerika’da yaklaşık bir aydır bir artış eğilimi var. Son bir iki haftadır da ülkemize yansıdığını görüyoruz. Vaka sayılarında bir artış var. Yaz ortasında buna benzer hastalık yapacak solunum yolu virüsleri mevsimsel olduğu için onlar dolaşmıyor. Dolayısıyla solunum yolu enfeksiyonu geçirenlerin COVID-19 olduğunu söyleyebiliyoruz. Son varyantın belirtileri; ateş, aşırı halsizlik ve bitkinlik. Risk grubunda ağır seyredebiliyor.”
DSÖ: Test yapmayı bırakmayın, risk grubundakileri koruyun
DSÖ, ülkelere test yapmayı bırakmamayı ve riskli grupları (65 yaş üstündekiler, kronik hastalığı olanlar, bağışıklık sistemi hastalığı olanlar, kanser hastaları vs.) korumayı öneriyor. Türkiye’nin de bu öneriye uyması gerektiğini belirten Azap şöyle devam etti: “Etkili tedavi seçeneklerimiz sınırlı. Birinci jenerasyon dediğimiz mRNA aşısı var. ABD ve Kuzey Avrupa ülkelerinde dördüncü jenerasyon aşı, yani yeni varyantlara karşı daha etkili aşılar sonbaharda kullanıma girecek. Herkesin aşılanmasına gerek yok ancak enfeksiyonun ağır seyretmesini beklediğimiz, özellikle risk altındakiler için yeni varyant aşılarının ve etkili tedavi seçeneklerinin bulunması çok iyi olur.”
Hafif geçirilmese de ‘uzamış COVID’ yapabiliyor
Halen etkili varyantlar risk grubundakiler hariç hafif seyretse de ‘uzamış COVID’e yol açabiliyor. Azap, altta yatan herhangi bir hastalığı olmayanların da uzamış COVID ile karşı karşıya kaldıklarını söyledi: “Yaşam kalitesini çok bozan uykusuzluk, konsantrasyon güçlüğü, yaygın kas ve eklem ağrıları, tekrarlayan hafıza bozuklukları, eklem ağrılarına yol açıyor. Şu an COVID’den korkumuz ölüm değil bu. Aşılar uzamış COVID’i azaltmanın yollarında biri. Uzamış COVID’i önlemenin en iyi yolu hiç yakalanmamak. İkinci en etkili yolu da aşılar. Aşılar belirgin şekilde azaltıyor.”
Net bilgi: Aşılar güvenli
COVID-19 aşılarının faydaları net bir şekilde kanıtlandı. Aşıyla ilgili olumsuz düşüncelerin bilimsel temeli yok, yersiz. Aşılar güvenli. Kalp krizini ya da felci artırmıyor, aksine önlüyor. Yeni varyant aşıları da sürekli geliştirilip, risk gruplarından başlamak üzere uygulanıyor. Azap şöyle konuştu: “Ülkemizde toplumdaki bu aşıya karşı olumsuz tavrın de etkisi olsa gerek, Sağlık Bakanlığı ‘Aşıyı alıp getirsem bile insanlar olmayacak’ diye düşünüyor olabilir. Aşıya karşı ciddi derecede tereddütte rağmen mutlaka yeni aşıların ülkemizde de olması lazım.”