Ama Erdoğan yükselen itirazları hafife alsa; uzun döneme yayılmış; her şeyi ve her köşeyi kontrol ihtirasıyla kurguladığı “Yeni Türkiye” ambalajlı otokratik rejimin sonsuza kadar süreceğini sansa da yanıldığını söylemek gerekiyor: “Birikim”in sinyal aşamasındayız:
Örnek için, Türkiye’nin kredi notunu nisan ayında “durağan”dan “negatif görünüm”e indiren derecelendirme kuruluşu Moody’s’in ertelenen açıklamasından bazı satır başlarına bakalım:
– Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçları, Türkiye’nin temel ekonomik ve kurumsal kredi güçlüklerini gidermeyecek.
– Ağustos sonunda belirlenecek olan başbakan, AKP’deki dinamikler için bir ipucu verecek. AKP şu anda Abdullah Gül’ün temsil ettiği, uzlaşma odaklı kanat ile Erdoğan’ın temsil ettiği daha otokratik kanat arasında ikiye bölünmüş durumda.
– Sürmekte olan yurtiçi politik gerilim ile 2015 genel seçimlerine kadar sürecek olan belirsizlik, Türkiye’nin kredi notunun önündeki ekonomik ve kurumsal zorlukları çözmeyecek. (Kurumsal zorluklar: Yavaş büyüme, yüksek enflasyon, dış kırılganlıklar ve başta Merkez Bankası olmak üzere önemli kurumların bağımsızlığının zayıflaması.)
– İktidar partisi içinde ortaya çıkacak yeni dengeler, 2013 ortasından bu yana süren siyasi tansiyonu ve belirsizliği daha da artırabilir.