Velhasıl, artık B Planı rahatça anılabilir. İçini en iyi dolduran “dönüm noktası” niteliğindeki darbe girişimi sayesinde sahalara dönen hevesli oyuncu Türkiye.
Balkanlar’daki facia diplomasisiyle namlı Lord David Owen, Guardian’da güzel anlatmış, “Sadece Türkiye karada Halep’e ve IŞİD’e müdahale edebilecek askeri ve siyasi pozisyonda” diyerek. Yani NATO desteğiyle “uçuşa yasak bölge” ve TSK’nin işi kotarması. Tabii Owen, “Kürtler, Suud, Ürdün, Irak vs. her komşunun payını kapacağı nüfuz alanlarından” söz ediyor. Mümkünse…
“IŞİD’le savaş” salt Suriye değil Irak’ı da kapsadığına göre, B Planı’nın tamamlayıcısı “Fırat Kalkanı”ndan sonra “Dicle Kalkanı” olmalı.
Erdoğan TSK’nin Musul ve Tel Afer’in IŞİD’den kurtarılmasında rol oynamasını kimsenin önleyemeyeceğini boşuna söylemiyor. Lozan’ı da boşuna anmadı. Artık yeni Osmanlı’nın ana teması “Herkes pay kaparken biz niye kapmayalım”, “bugün ona, yarın bana” yahut “bedeller” değil. Bilin.