Tam da bekleneceği gibi bir ilk grup toplantısı izledik. Atanmış Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun selefinin düzeyinin aksine dünyayı bilen, dil bilen akademisyen kimliğinden yola çıkarak “diyaloğa daha açık”, “daha seviyeli” olacağı kehanetinde bulunan kanaat önderlerine nispet bir şov izledik.
Bu “organik aydınlar” biraz Amerikan aksiyon filmi izleseler, bilirlerdi ki “başkanın adamları”; ister akademisyen, ister gazeteci, ister aydın olsunlar, her türlü “kirli oyunu” devam ettirmekte üzerlerine yoktur. Bu bir nevi “devlet yönetme geleneği”. Dünyanın her yerinde benzerleri eksik değil. Her türlü kanlı oyun, yağma ve talan, devlet imkânlarının kötüye kullanımı ortalık yere serilmiş olsa da yüzler kızarmaz, muhalefete saldırıp manipülasyonla “yollarını bulurlar”.
Atanmış akademisyen başbakan, hık demiş selefinin burnundan düşmüş bir söylemle -yoksa sahne performansının diğerinin yanında emeklediğine şüphe yok- “Sabırla bir muhalefet partisine ‘edebi, hayâyı, kitap sevgisini ve devlet adabını’ öğreteceğiz” demiş. Burada “kitap sevgisi” lafına dikkat, demagoji için biçilmiş kaftan, yani “kitapsızlar” demeye getiriyor muhalefete. Bu coğrafyada dini siyasete meze edenlerin çokça kullandığı bildik sakız.