Cengiz Erdinç: Her saldırı yenisini tetikliyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bir başka önemli makale Amerikan Psikiyatri ve Hukuk Akademisi Dergisi’nde (JAAPL) “Okul saldırganlarının zihni” başlığıyla yayınlandı ve yaklaşımı saldırganları “hasta ve mağdur psikolojisiyle harmanlanmış bir öfke” odağıyla inceledi. Buna göre kendisini özel ve üstün gören saldırganlar gerçek hayatta reddedildiğinde ve aşağılandığında derin bir utanç duygusuna kapılıyor ve bunla başa çıkamadığı için kolektif bir öfke geliştiriyor.

Okul bu kolektif öfkenin, onu reddeden tüm toplumun sembolüdür. Saldırganların çok küçük bir bölümü halüsinasyonlar veya sanrılara neden olan psikoz içinde. Asıl mesele duygu düzenleme bozukluğu. Bu bozukluk içinde saldırganlar kendini sadece bir kaybeden değil geçmişteki saldırılan mirasçısı olarak görüyor, o saldırılara benzer silahlar, taktik yelekler, sırt çantaları ve manifestolarla yıkıcı bir “kahraman” kimliğine bürünüyorlar.

Bu makale de saldırganlığa giden yoldaki çocukların akut utanç ve sosyal reddedilme duygularının tanınmasını ve müdahale edilmesini öneriyor.

Her saldırı yenisini tetikliyor. Bir başka araştırma sansasyonel bir saldırıdan sonra, iki hafta içinde yeni bir saldırı ihtimalinin üçte bir oranında arttığını gösteriyor. Saldırganın adı, hayat öyküsü hatta yaşamına ilişkin en küçük detayların medyada paylaşılması bir tür “şöhret” isteği yaratıyor.

Bunun dışında sosyal medya algoritmaları, şiddet içeriklerine ilgi duyan çocukları daha fazla şiddetle içeriğiyle besliyor ve aradığı aidiyeti bulacağı karanlık ve radikal gruplara doğru itiyor. Bu gruplarda şiddet bir “çözüm” ya da “yüce bir intikam eylemi” olarak kutsanıyor.

Cengiz Erdinç’in yazısı