Kürtler, Kerkük, Ninova (Musul), Selahaddin (Tıkrit, Tuzhurmatu), Diyala (Bakuba, Hanekin) vilayetlerinde Araplarla aralarındaki ihtilaflı topraklara, çatışmaya girmeden sahip oldular. “Üniter” bir Irak’ın “toprak bütünlüğü”ne hiçbir şekilde ihanet etmemiş olmalarına rağmen, karşılarına çıkan bu “tarihi fırsatı” terketmeleri ve 2003 şartlarına geri dönmelerinin kendilerinden istenmesinde ne “reelpolitik” bir zorunluluk, ne de “ahlâki” bir tutarlılık var.
Amerikalılar’ın, Maliki’siz bir “Şii-Sünni-Kürt hükümeti” oluşturmasının tutması da şüpheli. Zira, şu sırada İranlılar –her nekadar IŞİD’e karşı ABD ile “aynı dalga boyu”nda duruyorlarsa da- adı “İran yanlısı” diye çıkan Maliki’nin yerine “ABD yanlısı” bir Şii başbakan istemiyorlar.
Kerry, Irak’lı liderler, “tüm Iraklılar’ın talep ettiği cinsten, geniş tabanlı, herkesi kapsayıcı bir hükümet oluşturmalılar” diyor. Oysa, Birinci Dünya Savaşı sonrasında İngilizler’in oluşturduğu “sentetik Irak”ın parçalarını farklı telden çalıyorlar. Sünniler, İngilizler’den devraldıkları, Amerikalılar’ın kendilerinden devraldığı Irak’ı, -hatta IŞİD’in yaptığı gibi Suriye ile sınırlarını da silerek- geri istiyorlar. Şiiler, -en azından Maliki gibi en ağır basanları- Sünniler’den devraldıkları Irak’ın tümüne hükmetmek istiyorlar.
Kürtler ise sadece Kürdistan’ı istiyor. Tarihte bu amaca ulaşmaya en yakın noktada bulunuyorlar. ABD ve Türkiye’ye bir süre daha “avans” verir gibi gözükebilirler.
Sonra? Sonra, “tarih”in istediği olacak…