Cengiz Çandar: Gül'e gösterilen 'vefasızlık' yakışık almıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

AKP camiasının “vefa” anlayışı ne kadardır, kendileri bilir ama Türkiye’nin ve iktidar partisinin başarısında çok belirleyici bir rol oynamış ve bu özelliği çok geniş bir çevrede bilinen ve kabul gören bir şahsiyete karşı gösterilen “vefasızlığın” ister istemez, “Yeni Türkiye’ye ilişkin değerlendirmelere konu olmaması mümkün değildir.

Abdullah Gül, sadece, Çankaya’yı tartışma konusu olmaktan uzak tutmayı başarmış, son 7 yılın cumhurbaşkanı değildir. Necmeddin Erbakan’ın tercihine karşı çıkarak, “siyasi İslami hareket”in “biat geleneği”ni bozan bir adımı atmayı bilebilmiş ve AKP’nin kuruluşunun temellerini atmış ve giderek iktidarının zeminini hazırlamış, özel bir isimdir.

AKP’nin ilk Başbakanı olarak, siyasi yasağı kalkan Tayyip Erdoğan’a yerini sunma erdemini göstermiş, siyaset geleneğimizde yine eşi pek bulunmayan bir davranışın temsilcisi olmuştur.  Böyle bir kişi için, Tayyip Erdoğan’ın “Şeytan devreye girer. Bizler şu veya bu şekilde nefsimizi dinlersek partimizin bütünlüğüne zarar veririz… Bu parti kimseye koltuk vermek için kurulmadı… Makam hırsı mazlumun umudunu köreltir” sözleri en hafif deyimiyle pek “yakışık almıyor”. Bir de “Kimseyi itham etmek için söylemiyorum” diyor. Peki, ne için söylüyor; kimin için söylüyor?

… Bu arada, dış dünya Türkiye’deki gelişmeleri, en az içerdeki bizler kadar dikkatle izliyor.  Eski yol arkadaşlarının Abdullah Gül’e gösterdikleri “vefasızlık”a ilişkin olarak Türkiye’nin “siyasi notu”nu kırıyor, “ekonomik notu”nu beklemeye alıyor.

Cengiz Çandar’ın yazısı