Seçmen, Erdoğan’da ne buldu?
Kasımpaşalılık: İster “delikanlılık” deyin, ister “lümpenlik”, Erdoğan bu algıyı keyifle sırtladı. Yürüyüşünden, belagatine kadar yansıyan Kasımpaşalılık, sahicilik imajına hizmet etti. Başbakanlık konutu yerine halkın içinde oturan, eve dönerken mahallenin çocuklarına top dağıtan, her fırsatta seçkinlere dokunduran “halk adamı” imajı, tapelere yansıyan servetini başarıyla örttü.
Otoriterlik: Gürleyen sesi, dinmeyen öfkesi, yasakçı siyaseti ile toplumsal hafızanın bilinçaltında yatan “kudretli hükümdar” tutkusunu, “Bize eli sopalı lider lazım” algısını kaşıdı. Suç işleyen hiçbir polisi cezalandırmayarak onları daha fazla şiddete teşvik etti. Yerel seçim olmasına rağmen adaylar yerine kendisini merkeze koyan taktiği sonuç verdi.
Efelenme: Davos şovundan beri, dünyaya posta koymanın iç politikadaki kıymetini anladı. Batı karşısında yıllardır ezik halkın bastırılmış öfkesini, “Eyy Batı”, “Eyy Twitter” hitaplı meydan okumalarla oya tahvil etti. Zaman zaman en ağır teslimiyetleri, bu efelenmelerin gürültüsüyle bastırabildi.