İçten içe kanayan yara kendini acı bir şekilde dışa vurdu. Yıllardır toplumsal bir sorun haline gelen şiddet, okullara kadar indi. Şiddet iklimi çocukları dahi içine alıp genişlerken zayıflayan toplumsal reflekslerimiz tehlikenin büyümesini engelleyemedi. Okuldan televizyona, aileden yakın çevreye kadar her yerde şu ya da bu biçimiyle var olan şiddet iklimi çocukların zihin dünyasını şekillendirir oldu.
Yoksulluk, geleceksizlik ve şiddet sarmalında yetişen çocuklar çeşitli olaylarla gündeme geldiğinde; çocukların niye böyle bir yönelime girdiğini tartışmak yerine yarayı gözlerden gizleyecek söylemler gündeme sokuldu. Çocukları bu sarmaldan çıkarmanın yollarını tartışmak yerine sağ bir refleksle ayrımcılık derinleştirildi.
Çocukların yetişkin gibi yargılanması için kampanyalar düzenlendi. Bunun bilimsel olmadığını ve sorunu daha da içinden çıkılmaz hale getireceğini söyleyen uzmanlar sosyal medyada sistematik tehdit ve hakarete maruz bırakıldı. Olaylar üzerinden ırkçılık yükseltildi. Göçmen çocukların ve farklı uluslardan çocukların daha fazla suça meyilli olacağı gibi korkunç tezler ortaya atıldı. Yani sorunların gerçek nedeni sorgulanmadan sorunlara yeni sorunlar eklendi. Bir yanıyla da yaşananlar bir nefret ikliminin sonucuydu. Son yıllarda her dönem bir kesime yönelen nefret söylemlerinin sorunları daha da derinleştireceği belliydi.