Şu satırlar 21 Ocak 2014 tarihli Sabah gazetesinde yayınlandı: “Başbakan Tayyip Erdoğan, AB-Türkiye ilişkilerinde kritik öneme sahip Brüksel ziyaretinde muhataplarına 17 Aralık operasyonu ve paralel yapıya ilişkin çarpıcı mesajlar verdi. Erdoğan, Türkan Saylan, Ahmet Şık, Nedim Şener olaylarında yaşanan çarpıklıkları anlattı, “Yargıya müdahale eleştirilerine karşı iyi niyetimizi koruduk. Bugün gelinen durum iyi niyetimizin suistimal edildiğini göstermektedir (…) Devletin içinde bir paralel yapı var. Bununla ilgili endişemiz bugüne has değil. İki yıldır endişemiz vardı. Türkan Saylan, Ahmet Şık, Nedim Şener ve kamuoyunu ilgilendiren davalarda sık sık dile getirdik. Ancak yargıya müdahale eleştirilerine karşı iyi niyetimizi koruduk. Bugün gelinen durum iyi niyetimizin suistimal edildiğini göstermektedir.”
Hal böyle olunca, hafızalarımızı zorlayıp Erdoğan’ın, Şener ve Şık’ın gözaltına alınıp aylarca hapis yatmasıyla sonuçlanan süreçte ve Saylan’ın evine, başında bulunduğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne yapılan baskınla ilgili neler söylediğini hatırlamaya çalıştık.
Erdoğan’ın akılda kalan ve arşivlerde duran şu sözlerinden başka bir bilgiye ulaşamadık: (“İmamın Ordusu’ kitabınının daha piyasaya çıkmadan toplatılmasının ve yazarı Ahmet Şık’ın tutuklanmasının sebebini bize açıklayabilir misiniz?” sorusuna yanıt olarak): “Bu kitapları toplatan ben değilim. Bu basılmamış kitapla ilgili bu tutuklanan medya mensuplarının belge, bilgileri dediğimiz olay var ya, işte bu belge ve bilgiler ardından neyin geldiğini gösteriyor ki yargı, yürütmeye ‘Burada şöyle bir hazırlık var, hemen siz bu hazırlığın üzerine gidin’ diyor ve o hazırlığın üzerine gidildiğinde ortaya bu çıkıyor. Bombayı kullanmak suçtur ama bombanın hazırlanmasındaki malzemeleri kullanmak da suçtur. Diyelim ki bir yerde bombanın kullanılmasında ne varsa, fitilinden ta diğer maddelerine varıncaya kadar ne varsa bunun ihbarı gelmişse, güvenlik güçleri gidip bunları toplamaz mı, almaz mı? Çünkü bu da bir suç teşkil etmektedir. Gider onları alır. Bu, yürütmenin yapmış olduğu bir eylem değil, yargının almış olduğu bir karardır. Burada şunu söylemek zorundayım, hep işimize geldiğinde bağımsız yargıdan bahsediyoruz, bağımsız yargıyı her yerde savunuyoruz ama Türkiye’ye gelince, Türkiye’de bağımsız yargı istemiyorsunuz. Ya? Yürütmeye bağımlı bir yargı istiyorsunuz. Kusura bakmayın yürütmeye bağımlı bir yargı yok. Bağımsız bir yargı var, bağımsız yargı da görevini yerine getiriyor. Olayın aslı budur.” (Nisan 2011’de Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde)
Bir de yine aynı kitapla ilgili şu sözleri var Erdoğan’ın: “Öyle kitaplar vardır ki, bombadan daha tehlikelidir.” (Erdoğan NTV’de Ruşen Çakır’ın programında)
Dönemin AB Bakanı Egemen Bağış da Nedim Şener’le Ahmet Şık’ın ‘gazeteci oldukları için tutuklanmadıklarını” savunmuştu. Bağış, Reuters’e “Onlar gazeteci oldukları için tutuklanmadılar” deyip söz konusu gazetecilerin ‘derin devlet’le bağlantılı oldukları iddiaları nedeniyle tutuklandığını savunmuştu.
Dönemin Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, ÇYDD Başkanı Türkan Saylan ve Baba Beni Okula Gönder kampanyasını yürüten Tijen Mergen için hem üzülüyor, hem de ‘Soruşturmanın gerçek nedenini anlamıyorsunuz’ mesajını vererek onları töhmet altında bırakıyordu.
Çelik şöyle konuşmuştu: “Bugün bir Ergenekon davası yürüyor. Bazılarına göre Ergenekon yoktur. Bazıları bu davayı sulandırmak için, içini boşaltmak için özel bir gayret gösteriyor. Meselenin şu şekilde sunulmuş olmasını ben kesinlikle kabullenmiyorum. Sayın Tijen Mergen ve Sayın Türkan Saylan yakından tanıdığım insanlardır. Birlikte birçok programda bulunduk ama Sayın Mergen ‘Sen niye (Baba Beni Okula Gönder) dedin diye’ gözaltına alınmıyor veya soruşturma konusu yapılmıyor, bundan dolayı bir tahkikata konu yapılmıyor. Sayın Saylan, bazı kız çocuklarına Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği faaliyetleri kapsamında burs verdiği için bu soruşturmaya konu değil. Özellikle bazı medya kuruluşları meseleyi, ‘Cumhuriyeti savunanlar, Atatürkçülüğü savunanlar sindiriliyor, muhalif sesler susturuluyor’ şeklinde bir formata soktu. Bunu kesinlikle kabul etmek mümkün değildir.”
Yine Hüseyin Çelik, CNN Türk ekranlarında şu ifadeyi kullanmıştı: “Ahmet Şık, Nedim Şener gazetecilik için mi yargılanıyor? Kanunlar açık. Terör örgütlerine destek vermeseler neden yargılansınlar?”
‘
