Bahar Akpınar: Cemil Tugay'ın siyasi tercihini kişisel bir yön değişikliği olarak okumak eksik kalır

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Shakespeare’de bir karakterin değişmesi, tek başına dramatik bir sorun yaratmaz. Asıl mesele, değişimin karakterin daha önce söyledikleri ve yaptıklarıyla nasıl bir ilişki kurduğudur. Bir karakter önceki sözlerinin tersini yaptığında seyirci yalnızca yeni kararını değil, eski sözlerinin anlamını da sorgulamaya başlar.

Cemil Tugay’ın siyasi tercihinde de üzerinde durulması gereken bu çelişki. İzmir’e daha iyi hizmet etmek istediğini söylemesi, kararının gerekçesini ortaya koyuyor. Ancak bu gerekçe, İzmir halkından belirli bir siyasi kimlikle aldığı yetkinin anlamını kendiliğinden değiştirmiyor. Bir belediye başkanı, seçmeninin yararına olduğuna inandığı bir karar verebilir.

Fakat o kararın seçmenin siyasi tercihine ne ölçüde karşılık geldiği ayrı bir meseledir. Dramaturjik çatışma da tam burada doğar: Halk adına hareket ettiğini söyleyen kişiyle, adına hareket ettiği halkın verdiği yetki arasındaki mesafede.

Bir de bütün bunların yaşandığı siyasi ortam var. Cemil Tugay, CHP’li belediyelere yönelik soruşturmaların ve tutuklamaların sürdüğü, seçilmiş belediye başkanlarının yargı süreçleriyle karşı karşıya bulunduğu, bu süreçlerin hukuki ve siyasi boyutlarının yoğun biçimde tartışıldığı bir ortamda değiştirdi partisini.

Shakespeare’in tragedyalarına baktığımızda karakterlerin kararlarının içinde bulundukları iktidar ilişkilerinden bağımsız düşünülemeyeceğini görürüz. Sadakat de yalnızca verilen sözlerle değil, çatışma anında alınan kararlarla görünür hale gelir. Bu nedenle Tugay’ın siyasi tercihini yalnızca kişisel bir yön değişikliği olarak değil, gerçekleştiği dönemin iktidar ilişkileri ve siyasi çatışmaları içinde değerlendirmek gerekir.

Bu nedenle Cemil Tugay’ın siyasi yolculuğunu yalnızca bir kişinin sadakat değişimi olarak okumak eksik kalır. Ortada bir şehir, o şehirde oy vermiş insanlar ve onların verdiği yetkinin farklı bir siyasi kimlikle kullanılmasına ilişkin cevap bekleyen sorular var.

Bahar Akpınar’ın yazısı