“Merkezi ve planlı ekonomiden serbest piyasa ekonomisine geçen ülkelerde düzenleyici mekanizmaların bulunmayışı ‘rant arama’, ‘yolsuzluk’ ve ‘büyük çaplı soygunlar’a neden olmaktadır.”
Meclis’in hazırladığı rapor aslında “sistemi” yani “düzensiz piyasa ekonomisine” ya da “neoliberal” düzeni sorguluyor ve “rant arama”, “büyük çaplı soygunlar” vurgusu yapıyor.
Raporu/kitabı okudukça bugün gelinen sistemi de anlıyorsunuz:
“Türkiye’de yapılan saha araştırmaların sonuçlarına göre yolsuzluğun toplumsal, siyasal ve ekonomik yapılar üzerindeki olumsuz etkileri artmaktadır. Son yıllarda yaşanan kronik ekonomik krizlerin temel nedenleri arasında kamu yönetimindeki yolsuzluk olgularının etkisi yadsınamaz. 3 Kasım 2002 tarihinde yapılan erken genel seçim sonuçları, vatandaşların siyasi reform ve yolsuzlukla mücadelede etkin mücadele isteminin bir yansıması olarak da yorumlanmaktadır.”
Bu noktada AKP’nin 3 Kasım 2002’de iktidara gelişindeki (uluslararası destek ayrı bir konu) en önemli etkenin altını çizelim: Halk, kendisini yöneten siyasetten koptu, siyaset de halktan. Bunun sonucunda da yaşanan ekonomik krizi kamudaki yolsuzluklarla birleştiren yurttaş 18 Nisan 1999’da iktidara getirdiği partilere gereken dersi verdi. Ancak AKP’lilerin ağırlıklı olduğu komisyonun tespitini unutmayalım: “3 Kasım 2002 tarihinde yapılan erken genel seçim sonuçları, vatandaşların siyasi reform ve yolsuzlukla mücadelede etkin mücadele isteminin bir yansıması olarak da yorumlanmaktadır.” 2024’e geldiğimizdeyse “halktan kopan iktidar ve iktidardan kopan halk” ikilemi bir kez daha karşımıza çıktı. 2003 tarihli “yolsuzluk” raporu bugünleri de gören bir rapor.