Ayşen Uysal: Sabırla mücadele…

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Zengin ve fakir ülkeler demişken, bir başka kutuplaşma da orada. Aslında onun da ötesinde. Zengin ülkelerde gelir adaletsizlikleri görece törpülenmişken, yoksul ülkelerde bu uçurum ekonomik krizle birlikte giderek derinleşiyor. Türkiye bunun en tipik örneği haline geldi. Gelir adaletsizlikleri zaten vardı, ancak ekonomik krizle birlikte uçurum derinleşti ve milyonları içine çekti. Artık refah içindeki bir azınlığa karşı milyonlar açlıkla yüz yüze. Ekonomik kutuplaşma giderek keskinleşiyor. Zevk-i sefa içinde olanlar nobranlıklarından ödün vermeden yoksulluk hallerini izliyor konforlu köşelerinden: Simitle idare ediversinler canım ne olmuş yani?!

Bu kapkaranlık tablodan sonra bir umut ışığı yansıyor geceye… Şili’de neofaşist aday, Pinochet hayranı Antonio Kast karşısında, anti-faşist cephenin adayı Gabriel Boric seçimleri kazanmış. Üstelik genç bir aday, 35 yaşında. Dahası mücadelenin içinden geliyor, öğrenci hareketi liderlerinden. Kampanyasını halkın -yeniden- politikleşmesi üzerine kurmuş, apolitiklikten medet ummamış, sürekli sağa göz kırpmamış. Seçildikten sonra yaptığı ilk konuşmada da “ben uzun bir mücadele tarihinin mirasçısıyım” diyerek sözlerine başlamış.

Sabırla mücadele… Kutuplaşmış, giderek kararan dünyanın bildiğimiz tek panzehiri!

Ayşen Uysal’ın yazısı