“Anayasayı bir kere delmekle bir şey olmaz”, “Benim memurum işini bilir” gibi özlü sözleriyle nasıl bir Türkiye dizayn etmek istediğini açıkça söylüyordu Turgut Özal. Elbette bunların başında da gazeteler geliyordu. Onun için de hayali vardı: Türkiye’de iki buçuk gazete kalacak…
Otuz yıl sonra onun izinden giden iktidar çıtayı daha da yükseltti. Türkiye’de sadece onları destekleyen gazeteler kalacak.
Bu dönem hiçbir iktidarın yapmadığı bir süreçle karşılaştı basın dünyası. Gazete patronları gazetelerini satmaya zorlandı. Açığı olan gazete sahiplerinin şirketleri TMSF’ye düşürüldü. Daha sonra da iktidarın “birlikte çalıştığı” işadamlarına “zorla” satın aldırıldı.
Bir zamanlar ortak oldukları “paralel”in gazetelerine ve televizyonlarına ise kayyım atayıp kapattılar. Ama başa çıkamadığı, kayyım atayamadığı, TMSF’ye düşüremediği, hâlâ “gazetecilik” yapmakta direnen gazeteler ve televizyonlar vardı.
Onun için de imdadına “Allah’ın lütfu” dediği darbe girişimi yetişti.