Ayşe Özek Karasu: Lanzarote Sözleşmesi'nden çıkılmasını hala istiyor musunuz?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Aynı odaklar özellikle kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesi ve çocuk istismarının önüne geçilmesi için Avrupa Konseyi nezdinde imzalanan Lanzarote Sözleşmesi’nden de çıkmak için uzun süredir baskı uyguluyor. Tam adı “Çocukların Cinsel Sömürü ve Cinsel İstismara Karşı Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” olan belge 25 Ekim 2007’de İspanya’nın Lanzarote Adası’nda imzalanmış, 2010’da TBMM’nin onayından geçmiş ve 2011’de Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe girmişti.

Sözleşme erken yaşta evliliklerin yanı sıra çocuk pornografisi ve fuhşuna karşı önleyici-koruyucu ceza hukuku uygulamakla yükümlü kılıyor devleti.

Sözleşmede cinsel sömürüyle kastedilen, çocukların ticari amaçlarla kullanılması; cinsel istismar ise çocuğun doğrudan cinsellik içeren davranışlarla örselenmesi anlamında. Bunca çocuk evliliği varken, sözleşme yükümlülüklerinin yerine getirildiği söylenemez. Zaten iç hukuk da sözleşme hükümlerinin topyekün uygulanmasına engel. Medeni Kanun “Erginlik on sekiz yaşın doldurulmasıyla başlar” diyor ama madde “Evlenme kişiyi ergin kılar” cümlesiyle devam ediyor. Bir alt bendinde ise kanun ergin kılınmaya şu yolu açıyor: “On beş yaşını dolduran küçük, kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergen kılınabilir.”

Çocuğa yönelik cinsel davranışta çocuğun rızası olduğu asla düşünülemez ama belli şartlarda rıza kılıfı biçilebiliyor. İnfial uyandıran yargı kararlarında da görüldüğü üzere. Lanzarote Sözleşmesi ise 18 yaşından küçük tam bireylerin cinsel istismardan korunması esasına dayanırken, “evlilik yoluyla erginleştirilen çocukları” da koruma altına alıyor. İşte rahatsızlık bundan kaynaklanıyor.

Ayşe Özek Karasu’nun yazısı