AYM: Hak ihlali kararı bildirinin içeriğini desteklediğimiz anlamına gelmez

Barış akademisyenlerine ceza verilmesinin hak ihlali olduğuna dair kararı nedeniyle eleştirilerin hedefi olan Anayasa Mahkemesi (AYM) “Bildirinin Anayasa’nın 26’ncı maddesinde yer alan ifade özgürlüğünün korumasından yararlanması gerektiği yönündeki yorumları AYM’nin bildiride yer alan düşünceleri paylaştığı veya desteklediği anlamına gelmez” açıklamasını yaptı.  

Fotoğraf: DHA

AYM, 26 Temmuz’da alınan karara karşı tavır sergilemek amacıyla, bir grup akademisyenin dün ‘1071 bildirisini’ imzalamasının ardından internet sitesinde yazılı bir açıklama paylaştı.

Açıklamada, barış akademisyenlerinin imzaladığı, ‘Bu Suça Ortak Olmayacağız’ başlıklı bildiri hakkında sert eleştiriler yapıldığı, imza atanlar hakkında soruşturma açıldığı, ceza verildiği anımsatıldı. ‘Terörle mücadele eden devleti kıyım yapmakla suçlayan’ bildirinin ‘kabul edilemez’ bir içeriğe sahip olduğu belirtildi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Anayasa Mahkemesi son kırk yıldır ülkenin büyük kısmında olağanüstü hal ilan edilmesini gerektiren, can kayıplarına yol açan terör olaylarının meydana geldiği bölgedeki, güvenlik durumunu ciddileştirecek sözler ve eylemler konusundaki endişelerin bilincindedir.

Dahası, başvurunun odağında yer alan bildirinin belirli bir perspektiften ve tek yanlı hazırlandığı, abartılı yorumlar içerdiği, güvenlik güçlerine karşı incitici ve saldırgan bazı ifadeler barındırdığının da farkındadır.

Başvurucuların altına imza attıkları açıklama gerçekten de toplumun büyük çoğunluğu için kabul edilemez bir içeriğe sahiptir. Terörle mücadele eden devleti, halka ‘katliam’, ‘kıyım’ ve ‘işkence’ yapmakla suçlayan bir açıklamaya katılmak elbette mümkün değildir.

Bununla birlikte, Anayasa Mahkemesinin hiç bir şekilde içeriğine katılmadığı sözler de ifade özgürlüğü kapsamında kalabilir. Bir ifade ya da açıklamanın ifade özgürlüğü kapsamında kalıp kalmadığı değerlendirilirken söz konusu ifadelerin doğru ya da rahatsız edici olup olmadıkları belirleyici olmaz.

‘Sert dille eleştirmek kanuna aykırı eyleme teşvik anlamına gelmez’

Açıklamada, bildiriyi imzalayan akademisyenlere ceza verilmesinin neden hak ihlali olduğu kanısına varıldığı da ayrıntılı olarak ifade edildi: “Bir düşüncenin yetkilileri sert biçimde eleştirmesi, suçlayıcı keskin bir dil kullanması ve hatta tek taraflı, çelişkili ve subjektif olması; şiddete yönlendirdiği, topluma, devlete ve demokratik siyasal düzene yönelik olarak bir tehlike ortaya çıkarttığı ve buna bağlı olarak kişileri kanunlara aykırı eylemler yapmaya teşvik ettiği anlamına gelmez…

Bildirinin imzalanmasına neden olan operasyonları yürüten kamu gücüne karşı ağır eleştirilerde bulunulabileceğinin öngörülmesi ve demokratik çoğulculuk açısından bunlara daha fazla tahammül edilmesi gerekir. Tüm bu bilgiler dikkate alındığında başvurucuların mahkumiyetlerinin zorunlu toplumsal bir ihtiyaca karşılık gelmediği sonucuna ulaşılmıştır.”

AYM, 26 Temmuz’daki toplantıda sekiz üyenin ihlal kararına karşı sekiz üyenin hak ihlali bulunmadığı yönünde görüş bildirdi. AYM Başkanı Zühtü Arslan’ın ‘ihlal’ yönünde oy kullanması nedeniyle ‘eşitlik halinde başkanın katıldığı tarafın oyunun iki oy sayılacağı’na ilişkin hüküm gereği bireysel başvuruda ihlal kararı verildi.

10 Ocak 2016’da ‘Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi’nin bildirisi bin 128 akademisyenin imzası ile yayımlandı. Sonraki katılımlarla imza sayısı 2 bin 212 oldu. Akademisyenler hakkında ‘terör örgütü propogandası yapmak’ suçlamasıyla dava açıldı. 5 Aralık 2017’den bu yana devam eden yargılamalar kapsamında 195 akademisyen hapis cezası aldı.

Temelli’den ‘1071 bildirisi’ yorumu: AYM’yi hedef gösterip toplumu kutuplaştırıyorlar

‘1071 bildirisi’ndeki iki akademisyenin imzası izinsiz kullanılmış

AYM kararına karşı ‘1071’ bildirisi: Yanlış kararda imzası bulunanları kınıyoruz

AYM: ‘Barış akademisyenleri’ne ceza, ifade özgürlüğü ihlali

AYM’nin akademisyen kararı: İktidar hedeflerine ulaşmıştı