Aslı Aydıntaşbaş: Türkiye'nin Erbil'i küstürme lüksü yok, daha hünerli diplomasi lazım

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

‘Hayal kırık-lığına uğradık. 4 yıldır halkımıza Türkiye’nin en yakın dostumuz olduğunu anlatıyoruz. Ama ilk gerçek sınavda hayal kırıklığı yaşadık. IŞİD Erbil’e yaklaştığında gerçekten yardıma ihtiyacımız vardı. Bir daha bu kadar zor bir durumla karşı karşıya kalacağımızı sanmam. Dostun yardımına gelmeyince, hayal kırıklığı daha fazla büyük oluyor… ”

Yukarıdaki sözler, Mesud Barzani’nin sağ kolu ve Kürdistan Bölgesi Başkanlık Divanı Başkanı Fuad Hüseyin’e ait.

… Aslında bakarsanız Ankara hiç yardım yapmıyor değil. İnsani yardım da var, askeri destek de. Özellikle de son 2 haftada. Ancak kısıtlı miktarda ve geç. Bunun yarattığı psikolojik ortam, son dönemde bölgedeki tek müttefiki Erbil olan Ankara açısından ciddi bir sıkıntı. Mevcut konjonktürde Ankara’nın Kürtleri küstürme lüksü yok. Stratejik olarak yegâne müttefikimiz onlar.

Kuşkusuz Musul’daki rehinelerin can güvenliği her şeyden önemli. Ankara’nın bu konuda hassasiyet göstermesini, hem NATO hem de Kürt bölgesi nezdinde geri planda kalmak istemesini anlamamak mümkün değil. Ancak bu iş, biraz daha nazik, diplomatik açıdan daha hünerli, aynı anda hem Batı hem de Doğu’yu kızdırmadan yapılabilir.

Düşünüyorum da örneğin çok mu zor IŞİD Erbil’e 22 km yaklaştığında, Ankara’nın Erbil’e 2-3 danışman yollaması ya da TSK’nın yakın tanıdığı peşmerge komutanlarına ”Var mı bir ihtiyacınız?” telefonu açması? Çok mu zor Erbil’in düşmesine 5 kala Ankara’nın sessiz sedasız yardımda bulunması?

Aslı Aydıntaşbaş’ın yazısı