Türkiye, 2015 seçimlerine de askeri darbe hükümetinin kurguladığı %10 barajıyla girecek. Hepimiz, bu barajın anti-demokratik ve gayri insani olduğunu kabul ediyoruz.
Zamanında amacı, Kürtleri sistem dışında tutmaktı. Ama ne hikmetse son 12 yılda kimse barajı indirmek için adım atmadı.
Gel gör ki artık karşımızda yepyeni bir dünya var. Ve bu yeni dünya düzeninde, Kürtler, ”yükselen değer.”
Kürt çevreleri ve HDP’deki eğilim, seçime ”bağımsız” değil ”parti olarak” girme yönünde. Hayır, sandığınız gibi büyük risk almıyorlar! Çünkü zar, her durumda Kürtler için ”düşeş” diyor.
Bakın anlatayım: Kürtler ya Selahattin Demirtaş’ın cumhurbaşkanlığı seçiminde aldığı %9.5’in üzerine çıkıp gümbür gümbür Meclis’e girecek ya da % 8-9 gibi bir rakamla barajın altında kalacak.
HDP’nin baraj altı kaldığı bir senaryo, Ak Parti’ye mi yarar sanıyorsunuz? İktidar partisi kaç oy alırsa alsın, Türkiye ansızın istikrarsız ve kaotik bir yere sürüklenir.
Parlamento dışı kalan Kürtler, Rojava’da yaptıkları gibi ”kendi yoluna gitme” kararı alır. Türkiye kendi eliyle Kürtleri itmiş olur.
Kantonlardan, yerel parlamentolardan söz etmeye başlarız. Bir itiş kakıştır başlar.
Özetle, iktidarı son derece ürküten 6-7 Ekim olayları, seçim sonrası 6-7 aya yayılır. Daha da önemlisi, dünya basını her gün “Kürtler dışarıda kaldı” diye bas bas bağırırken, seçimlerin meşruiyetine gölge düşer.