Kimi koruyorsunuz?

Roboski’de üç maymun adaleti dün itibarıyla tecelli etmiş bulunuyor.

Diyarbakır 2’nci Hava Kuvveti Komutanlığı Askeri Savcılığı ve 2’nci Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’nın yetkisizlik, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın görevsizlik kararının ardından Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı da takipsizlik kararı verdi.

Kovuşturmaya yer bulunamadı!

Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı dün yayınladığı kararda, Roboski’li 34 kaçakçının PKK’lı sanılıp bombardımana tabi tutularak öldürülmesiyle ilgili yürüttüğü soruşturmanın sonucunu şöyle ifade etti: “Kovuşturmaya yer olmadığına…”

Peki nasıl ve neden?

Katliamının ikinci yıldönümünün 10 gün sonrasına denk gelen kararda, önce bombardımanın nasıl gerçekleştirildiği dakika dakika anlatıldı. Bu bağlamda hava harekatı kararının alınması sürecinde Genelkurmay Başkanı Necdet Özel dahil rol oynayan tüm komutanların ismi tek tek yazıldı.

Hafifletici  sebepler!

Ardından bölgede PKK tarafından gerçekleştirilmiş saldırılar sıralandı. Ayrıca, Roboski katliamının gerçekleştiği 28 Aralık 2011 öncesinde PKK’nın o civarda yeni bir  saldırı düzenleyeceğine ilişkin çeşitli duyumlar alındığı belirtildi. Hava harekatını mazur göstermek amacıyla aktarılan hususlar arasında tespit edilen ve ‘insan olarak değerlendirilen’ ısı kaynaklarının çokluğu, üç grup halinde hareket etmeleri, topçu atışı yapılmasına rağmen Türkiye sınırına yürümeyi sürdürmeleri, gruplar arasında gidiş gelişler olması da yer aldı.

Ve nihayet hiçbir kademede görev kusuruna rastlanmadığı belirtilerek 34 köylünün öldürülmesi ‘kaçınılmayacak bir hata’ya düşülmesi olarak nitelendi.

Peki ya sorular?

Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı  soruşturmayı kapattı ama yazdığı karar yeni soru işaretlerini de gündeme taşıdı.

1. Saat 15.40’ta başlayıp 20.00 sularında sona eren takip, değerlendirme ve karar verme sürecinde ortada hedefteki grubun silahlı olduğunu gösteren hiçbir somut bilgi olmamasına karşın nasıl oldu da hiçbir uyarı mekanizması çalışmadı?

2. Karar alma sürecinde, Genelkurmay 2’nci Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın, “Hava harekatı yapılacaksa topçu atışı bekletilsin” yollu emrine rağmen 23’üncü Jandarma Sınır Tümen Komutanı Tümgeneral İlhan Bölük ve Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Yıldırım Güvenç’in müşterek kararları doğrultusunda topçu ateşine nasıl başlanabildi?

3. Hedef alınan grubun topçu ateşi başladıktan, hatta ilk bomba düştükten sonra bile kaçıp saklanmaktansa bekleşmesi, hatta yeniden sınıra doğru yönelmesi, PKK’lı olmayabileceklerine ilişkin hiçbir kuşku yaratmadı mı?

Kimi koruyorsunuz?

4. Görevsizlik, yetkisizlik ve şimdi de takipsizliğin ardından geride kalan en önemli soru ise şu: Kimi koruyorsunuz?

Kararla su yüzüne çıkan çarpıcı gerçeklerden biri de Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’in hava harekatı için onayı, kısa bir değerlerdirme sürecinin ardından, üstelik karargahta değil konutundan vermesi.

Özel’in, hava harekatı için nihai onayı vermeden önce Başbakan Tayyip Erdoğan’ı bilgilendirip bilgilendirmediği ise başından beri muamma. Savcılık kararında da, bu muammayı ortadan kaldıracak bir bilgi yer almadı. Erdoğan 26 Temmuz 2013’te bir araya geldiği Roboskili ailelere, “Talimatı ben vermedim” demişti. BDP ise katliamdan Erdoğan’ı sorumlu tutuyor.

Onayı istendiğinde Özel, ya hala Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısındaydı ya da toplantının ardından konutunun yolunu tutmuştu. 28 Aralık 2011’de yapılan MGK toplantısı saat 13.55’te başlamış, 5 saat 20 dakika sürmüştü. Takipsizlik kararındaki kronolojiden hava harekatı için Özel’le 19.30 sularında temasa geçildiği, Özel’in de konutunda yaptığı en fazla 30 dakikalık bir değerlendirme sonucunda, yani 20.00 sularında, istenen onayı verdiği anlaşılıyor.

Peki şimdi ne olacak? Aslında bir ipucu var. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Kasım 2013’te açıkladığı bir karar…

Şırnak’ın Kuşkonar ve Koçağılı köylerinde 26 Mart 1994’te 38 kişinin ölümüyle sonuçlanan hava bombardımanı nedeniyle Türkiye’yi mahkûm eden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), devletin 19,5 yıl boyunca inkâr ettiği katliamdan sonra hukukun da nasıl katledildiğini ortaya koyan bir karar metni yazdı.