Hayalleri, “Arap Baharı” dalgasının üzerinde yükselip “Büyük Ortadoğu’nun” emperyal hakimi olmaktı. Gerçekleri, yakılıp yıkılmış ilçelere bayrak asmayı “zafer” saymak oldu.
Hayalleri, Mısır’ı himaye altına almak, bir tür Hidivliğe dönüştürmekti. Gerçekleri darbe yönetimini tanımak, Esma’yı unutmak, Mursi’yi içeride çürümeye terk etmek oldu.
Hayalleri, iki ayda Şam’a girip Emevi Camii’nde namaz kılmaktı. Gerçekleri, Esad’dan Rojava’ya karşı işbirliği dilenmek oldu.
Hayalleri, Rus’a dünyayı dar etmekti! Gerçekleri ise Putin’den ve Medvedev’den ayrı ayrı yazılı özür dilemek oldu. Düşürdük, yine düşürürüz efelenmeleri, yerini, yanlış yaptık, bir daha yapmayız kıvranmasına bıraktı.
Hayalleri Gazze’yi bir Türk himaye bölgesine dönüştürmekti, gerçekleri ise İsrail’in Gazze üzerindeki yasadışı ambargosunu ilk tanıyan ülke olmaktır. Erdoğan’ın Gazze mitingi hayal oldu, İsrail’in Gazze bombardımanına destek vermek ise gerçek!
Hayalleri Osmanlı’yı yeniden kurmaktı, gerçekleri kan, istikrarsızlık ve kargaşa içinde bir ülke oldu.
Şimdi faturalar ödeniyor. Galip devletlerin Saray’ın önüne koyduğu şartlar yerine getiriliyor.
Kendine özgü dış siyasetinin adım adım tasfiye edilmesi, bizzat Erdoğan’ın tasfiyesi sürecinin başlangıcı olabilir mi? Erdoğan’ı yöneten büyük korkulardan birisi de budur -ki Davutoğlu’nun tasfiyesi bu korkunun ürünüydü. Bu korku yersiz değildir.