Doğu’dan Orta Doğu’ya ve Afrika’ya Müslümanlar bu ezilen dünyanın tam ortasında bulunuyor. Sadece ekonomik olarak değil, karşı karşıya kaldıkları siyasi ve kültürel yaptırımlarla da dışlanmışlığı hissediyorlar. İslami kimliğin globalleşmesinin, şiddeti ayrıcalıklı araç kılan bir direnç ve direniş biçimine bürünmesinin kökünü biraz da burada aramak gerekiyor. Asgari ekonomik imkanın, onurun, değerin kaybı ya da tehdidi hemen her zaman başka bir toplumsallaşma üretir.
Şiddeti adaletsizlik tahrik eder. Görmemiz gereken şudur: Terör eylemleri, dünya ve bölge düzeninin, o düzeni kurmak ve korumak için geliştirilen yöntem ve politikaların sosyolojik ve ekonomik bedeli olarak karşımızdadır. Üstelik bu bedel sadece ekonomik ve kültürel değil; aynı zamanda ahlaki ve siyasi… Unutmamak gerekir ki, terörü silah medeniyeti besler. Ne yazık ki tarihi akıl değil, silahlar yazıyor…