Paradoks meselesini ve bugünle ilintisini aklıma düşüren, “Türkiye’deki keskin muhalif tavır” oldu.
Bu muhalif tavrın, (ki benim kök mahallemin ana, baskın ve tavizsiz tavrıdır) beslenme kaynakları bellidir: Özellikle Erdoğan’a yönelik kişisel takıntı, sınıfsal tepki, simgesel kayıplar, Kürt meselesinden cemaat meselesine yönlendirilmeye açık bilgi ve enformasyon yüzeyselliği, bir cemaat içine konuşarak paradoksun tek ucuna gönüllü hapsolma eğilimi…
Bu muhalif tavır, bugün ülkedeki her siyasi gelişmeyi Erdoğan’a indirgiyor. Muhalefet ve siyasetten, küfür ve hakareti, tümüyle dışlamayı anlıyor.
Böyle oldukça yeni siyasi hassasiyetler, güç dengelerindeki değişim, iç ve dış politikanın yeni dinamikleri, sosyoloji-politika paradoksu, hemen hepsi teğet geçiliyor. Velhasıl (kimi istisna isimler sayılmazsa) anlama, kavrama es geçiliyor.