Seçim sonuçlarını önemli ölçüde belirleyen hükümet-cemaat gerginliği oldu. Tüm diğer iddia ve açılar bu gerginliğin gölgesinde kaldı. Ve bu muhafazakar seçmen gayri meşru gördüğü cemaat hamlelerine, CHP ve diğer muhaliflerin bu hamlelerden istifade arayışına tepki gösterdi. ‘Meşruiyet’ ve gayri meşrunun ürettiği ‘mağduriyet’ her zaman olduğu seçmen davranışının ana gövdesini oluşturdu. Seçim sonuçlarının ilk büyük verisi budur.
Diğer bir veri, şüphe yok ki ‘tapeler’, ‘kayıtlar’, döneminin önemli ölçüde kapanmış olmasıdır. Başka bir ifadeyle siyaset önüne açılan, kişilerden siyasi partilere muhalefetin kullanmaya çalıştığı gayri meşru yolun kapanması ve yöntemlerin iflas etmiş olmasıdır.
Bir başkası cemaatin politik eylemlerinin kendi sosyolojik dokusunu parçalamış olması ve seçmen bazında etkisinin sıfırlanmasıdır. En nihayet sandık bir kez daha belli bir kutuplaşma etrafında Türk toplumunun ‘toplulukçu’ dokusunu, kimlikler üzerine oturan yapısı ve seçim coğrafyasını teyit etmiştir.
Demokrasi sandıkta galebe çaldı, şimdi umalım demokratik değerler de galebe çalsın…